özgürlük en yüce duygulardan sayılıyorsa, bunun yol açtığı aldanışlar da en yüce aldanışlardan sayılıyor
Değişim dahil yazarın kısa ve uzun öykülerini büyük bir titizlikle biraraya getiren bu koleksiyon baskısı kütüphanenizde baş köşede bir yer tutacaktır, eminim. Yalnız Kafka'nın hikayeciliğine kapsamlı bir bakış attığımızda ne kadar iyidir? Hayattayken yayınlattığı ilk öykü kitabı Gözlem'de kendine özgü kısa öyküler yer buluyor. Yapamam ve Yapmayacağım valla billa yapmam yazarı Lyda David'in neden Kafka'ya benzetildiğini şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Bu hikayeleri pek tutmadım. Takip eden uzun hikayesi Yargı ile kendi tarzını bulmakla beraber hikaye ansızın gelen sonu ile habercisi olduğu Değişim (ya da Dönüşüm)'in üstüne çıkamaz. Gregor'un talihsiz hikayesini zaten biliyor olmalısınız. Cezalılar Kolonisi ile Yargı'daki temayı bir adım daha ileriye götürür, işkence aracı gerçekten de bir araç görevi üstlenir, asıl hikaye acımasız yargılama üzerinden resmi bürokrasinin gözler önüne serilmesidir. Bir Köy Hekimi isimli kitabını meydana getiren hikayelerde uzunluk-kısalık açısından dengenin kurulduğunu görürüz. Kafka'nın yetkinliği en üst safhadadır artık. Hasta yatağında basılan Bir Açlık Şampiyonu, dil üzerine titizliğin arttığı bir dönüşümü haber veriyor. Josephine'deki olaydan yoksun takıntılı detaycılık, kitap olarak hayattayken basılmamış hikayelerinde de görülebiliyor: Çin Seddinin İnşası, Köy Öğretmeni ya da sayfalarca süren bir köstebeğin paranoyasını öyküleyen Yuva. Tapınan ile birlikte düşünüldüğünde birbiriyle bağlantılı olan Bir Savaşın Tasviri de darmadağınıklığını aşabilse oldukça iyi olabileceğinin emarelerini gösteriyor. Kafka hayata gözlerini yumduktan sonra bulunabilen öyküleri, tam ve eksik versiyonlarıyla Max Brod tarafından tarafından peyderpey bastırılır. Bu hikayelerin büyük bir bölümü bu koleksiyon baskısında Bir Savaşın Tasviri bölüm başlığı altına dahil edilmiş.
8,50
FRANZ KAFKA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FRANZ KAFKA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Haziran 2016 Pazar
9 Ocak 2016 Cumartesi
Franz Kafka - Amerika
Kafka'nın yarım kalan eserlerinden biri de özellikle Ateşçi ismini taşıyan ilk bölümüyle gururlandığını alenen beyan ettiği Amerika ismini taşımakla beraber sonuöta bir taslak olduğu için Kayıp gibi farklı isimlerle de biliniyor. Elimdeki baskı kırmızı renkte ciltli sert bir kapağa sahip. Tam bunun gibi işte. 1967 baskısının orjinal kapağı ve bugünkü baskısının kapağı da şu şekilde.

Roman, yazarın arkadaşına sonunu çıtlattığı gibi diğer kitaplarının aksine kötü bir akıbeti haber etmez. Roman sonlanmasa da bunu hissetmek mümkün. Genç Karl Rossman, Almanya'da bir hizmetçinin baştan çıkarmasıyla kendisinden çocuk peydahlandığı için ailesi tarafından Amerika'ya gönderilmiştir. İlk önce beklemediği anda zengin bir akraba tarafından misafir edilir , korunur kollanır, yetiştirilmeye başlanır. Çok da anlamsız, bize sudan gelen bir bahaneyle dımdızlak bırakılır ve evi terk edilmesi istenir. Yolda Delamarche ve Robinson isminde iki dalkavukla tanışır, onlara iş bulma amacıyla çıktıkları yayan yolculukta eşlik eder. Özellikle Delamarche'in alavere dalaverelerinden bıkınca bir otelde asansörcü çocuk olarak yapılan iş teklifini kabul eder. Burada da anaç karakterde bir ahçıbaşının himayesindedir. Fakat bu eski iki yol arkadaşından paçasını kurtaramayacaktır. İçlerinden daha saf olan Robinson zil zurna otele ziyaretine geldiğinde onu saklamaya çalışırken, görevini ihmal eder. Otelden sorumlu şef ve ona gıcık olan kapı görevlisinin ter döktüren, panik atak geçirtecek sorgu seansı sonrasında ahçıbaşını da ikna edemeyince, her söylediği mazaret fazlasıyla kendine zarar verecek şekilde geri yansıtılınca ikna etme çabasını da bir süre sonra göstermez ya, işinden olur. Sarhoş Robinson'u Dellamarche'ın yanına götürdüğünde aslında oynadıkları oyunun piyonu olduğunun farkına geç varır. Zira otelden ayrılmasının adli bir suç sebebiyle olup olmadığını araştıran polis memurlarıyla yaşadığı kovalamaca sonucu bu eski arkadaşların evinde saklanacaktır. İşin aslı Delamarche kaprisli ama zengin bir kadın olan Brunelle'i kafalamış, Robinson'u da apartman dairesinde hizmetçi olarak kullanmaktadır. Artık işler yetişmez bir boyuta gelince Karl'ı da evde hapis tutup çalıştırmak akıllarına gelmiştir. Bir kaç kaçış denemesinden sonra kendi planlarını devreye sokana kadar uşşaklık yapmaya kendini ikna eder Karl. Buradan sonra roman sona erse de ilerideki olayları kapsayan iki ayrı fragman da sona eklenmiş durumda. Birinde terkedilmiş görünen Brunelle'i bir el arabasına gizleyerek istediği yere götürme macerası işleniyor. Yani en azından Karl için tutsak edildiği o evden kaçış yerine kendi açısından daha olumlayıcı bir ayrılma süreci işlemiş durumda. Diğerinde ise mali açıdan anlaşılmaz şekilde büyük promosyonlar yaparak şehir şehir gezip işçi arayan Oklohama Tabiat Tiyatrosu ile yolunun kesişmesi anlatılıyor. Başvuran hemen hemen herkesin işe alınmasına rağmen kendi başvurusunda problemler çıksa da sonunda teknik işçi olarak işe alındığı duyurulur ve bir trene biner. Görüldüğü gibi kasvetli, depresif ve endişeye gark eden bölümleri olsa bile olumlu havasından bir şey kaybetmeyerek o Kafkaesk sisin bir miktar dağıldığı bir hikaye bu. Başına gelen her türlü felaketi, engeli ve aksiliği gençliğin umut yitirmez bakış açısıyla sallamayıp geçen, talih denen rüzgarı önünde sonunda kendi yelkenine üfürebilen saf ve temiz Karl Rossman karakteri diğer romanlar ile önemli bir farkı meydana getiriyor. Sekiz.10 Şubat 2015 Salı
Reiner Stach - Kafka: Kavrama Yılları II
Ne istersen söyle benim aleyhimde, sen beni benim kendimi küçülttüğümden daha fazla küçültemezsin.
Kafka'nın ölümüne doğru sayfalar yaklaştıkça okumayı yavaşlatarak kaçınılmaz sonu erteleyebilirmişim gibi garip hallere büründüm. Nihayetinde Alman yazarın soğukkanlılığı ile karşılaşmam yine de gözümde bir şeylerin birikmesine engel olmadı. Her insan öldüğü sürece acıklı bir hayat sürüyor.
Brod'a karşı insanları "Tanrı'nın kafasından çıkan nihilist düşünceler" olarak betimliyordu; ama bu onun bazı gnostiklerin savladıkları gibi hain bir dünya yaratıcısı olmadığını, aksine "keyfinin kötü olduğunu" gösterir diyordu. Brod tedirgin olarak bu koşullar altında bizim dünyamız dışında bir umut var mı diye sorduğunda Kafka gülümsüyor ve "Çok umut var - Tanrı için sonsuz umut, ama bir tek bizim için yok" diyordu.
Kafka'nın ölümüne doğru sayfalar yaklaştıkça okumayı yavaşlatarak kaçınılmaz sonu erteleyebilirmişim gibi garip hallere büründüm. Nihayetinde Alman yazarın soğukkanlılığı ile karşılaşmam yine de gözümde bir şeylerin birikmesine engel olmadı. Her insan öldüğü sürece acıklı bir hayat sürüyor.
Brod'a karşı insanları "Tanrı'nın kafasından çıkan nihilist düşünceler" olarak betimliyordu; ama bu onun bazı gnostiklerin savladıkları gibi hain bir dünya yaratıcısı olmadığını, aksine "keyfinin kötü olduğunu" gösterir diyordu. Brod tedirgin olarak bu koşullar altında bizim dünyamız dışında bir umut var mı diye sorduğunda Kafka gülümsüyor ve "Çok umut var - Tanrı için sonsuz umut, ama bir tek bizim için yok" diyordu.
18 Aralık 2014 Perşembe
Reiner Stach - Kafka: Karar Yılları I
Garip bir biyografi bu. Biyografi pek okumamış hatta sevmemiş olmama rağmen, okumadan sevmemek de ayrı bir şey yani, sıradışı olduğunu anlayabiliyorum. Zira doğumundan başlamıyor. Kafka'nın klişeleşmiş ve idealleştirilmiş bibliyografilerine karşı bir tutum takındığını baştan ilan ediyor. Kafka'nın hayat öyküsü sadece Kafka'nın hayatı anlatılarak değil onun doldurduğu boşluğu, o doldurduğu alanı oluşturan boşluğun tarifi aracılığıyla tanımlanıyor. Sosyal doku, tarihsel koşullar, arkadaşları üzerinden merkeze, Kafka'nın kendisine doğru spiral bir yolculuk yapıyoruz. Toplumdan kendini dışlamış, etrafındaki her şeye karşı yabancılaşmış bir zavallı dahi imajının kırılması hedeflenmiş. Yazarlığına obsesif bir şekilde bağlı, sosyal çevresi kuvvetli, fahişelerle birlikte olduğunu dahi saklamayan açıklıkta, hijyene ve sağlıklı yaşama takıntılı, sigortacılık içinde başarılı, titiz, ayrıntıcı, sorunlu bir şekilde de olsa hayatında kadınların merkezi bir rol oynamasına izin vermiş, manipülatif , duygusal çelişkiler içine çabuk düşen, beslenmesine özen gösteren, vejeteryan, kompleksleri olan aktif bir adam aslında. Hiç de bahsedildiği gibi edilgen değil. Hayatta rastlasam uzak duracağım bir insan, o ayrı. Takıntısı ayrı, detaycılığı ayrı, gelgitli ruh halleri ayrı, duygu sömürüsü ayrı. Çekemem vallahi. Bu araştırmayı konsantre bir şekilde hızlıca okuyabilmek, yazarın biraz da kendi kabiliyetini gösterme derdine düşerek sergilediği edebi ifadeye bağlı olarak oldukça güç. Bu güçlüğe etki eden birazın diğer küçük yarısı da bana pek soğuk ve akademik gelen tercümesi oldu. İkinci cildi okuyabilmek için güç biriktiriyorum.
7 Nisan 2013 Pazar
Franz Kafka - Şato
Şimdi bir terbiyesizlik yapıyor ve hiç danışmadan başka bir sitedeki yorumu aynen kopyalıyorum. Çünkü edebiyat içinde yorumu yormadan kısa ve öz haliyle meramını anlatmak en sevdiğim şeylerden biridir.
http://www.filmlervekitaplar.com/franz-kafka-sato-romani-yorum-kafka-filmi-fragmani-steven-soderbergh-jeremy-irons.html
"Romanın başında bilmediği bir küçük köye gelen K. (Kafka bu karakteri (K.) birçok eserinde kullanmıştır, muhtemelen kendisidir), burada kendini kadastrocu olarak tanıtır… Bunun, doğaçlama mı olduğu yoksa K.’nın gerçekten mi oraya atanan bir kadastrocu olduğu belirsizdir… Kadastrocu, meslek olarak, ne alt tabakadan bir insan ne de şatoya girebilecek kadar üst tabakadan biridir… Tam anlamıyla arada sıkışıp kalmıştır… K., bir yandan elit şato memurlarına kendini göstermeye ve ispat etmeye çalışır, bir yandan da köyün çeşitli kişilerine (öğretmen, ayakkabıcı, garson kızlar, arabacılar vs.) kendini saydırmaya… K., ne onlara ne de şatodakilere yaranabilecektir… Öyle ilişkiler kurar ki, bunlardan kimisi içten ve samimi, bazıları tam olarak çıkar ilişkisidir… Ama, K, bunların hiçbirinin bir faydasını göremeyecektir… İçten sandığı kişiler art niyetli, tam tersine toplumdan dışlanmış olanlarsa iyi niyetli çıkacaktır… K., neredeyse evlenmek üzer olduğu garson kızın aslında, bambaşka niyetleri olduğunu kitabın sonunda öğrenecektir (ama Kafka romanı burada yarım bıraktığı için, hikayenin sonrası ne yazık ki bilinemiyor)… Köyde kalmak ve şatodakilerle görüşmek uğruna K., muhtarın önerisi ile köy okulunda hademelik yapmayı bile göze alacaktır… Bu arada, evleneceği garson kızı metres tutan üst düzey amir Klamm’la görüşmek tek amacıdır… Ancak, ona bir türlü ulaşamayacaktır…Şato, bürokrasinin her şeyini, her yönünü temsil etmektedir… Köydekiler ise şatonun (devlet otoritesi) karşısında tam anlamıyla çaresiz vatandaşları… K., bu ögelere (otoriteye) karşı çıkmayı ne düşünür ne de buna yeltenir… Bütün istediği, öncelikle şatodan, bir birey olarak kabul görmektir… Sanki K., şatodan kabul gördüğünde her şey yoluna girecek, var olduğu tespit edilecek, birey olarak özgürlüğüne kavuşacaktır…"Kitap, K.nın kıyafetleri üzerine yaptığı yorumlar sayesinde han sahibinin eşinin dikkatini çekmesi ve en azından altta da olsa bazı bürokratlarla iletişimi sağlayabildiği noktada sona eriyor. Kafkaesk atmosferin güçlü silahı melodramatik sonu sorgulatan bu mecburi bitiş durağı, belki de yazarın sahte bir umut sunarak okuyucuyu alaycılığına ortak ettiği yoğunlaştırılmış bir saldırının ilk hamlesidir.
Yukarıdaki yazıdakinin aksine Dava'da olduğu gibi karakterin etraftakilerin telkinine kulak vermediğine ve kendi kafasının dikine gittiğine tanık oluyoruz. Hatta K., yılmaz bir şekilde hırslıdır ve bu bürokratik yapı içerisinde, çarklar içinde paye sahibi olmayı düşlemektedir.
http://www.filmlervekitaplar.com/franz-kafka-sato-romani-yorum-kafka-filmi-fragmani-steven-soderbergh-jeremy-irons.html
13 Temmuz 2009 Pazartesi
Franz Kafka - Dava

Haketti kendini beğenmiş pez..nk!
Kafka okumayı sevmiyorum, Orhan Veli okumayı sevmediğim gibi.
*Varlık Yayınları versiyonu da pek güzel
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




