16 Haziran 2026 Salı

Darkwood Sakinleri #1-2-3-4-5 / Bu Çağ #2-3-4

 


Çok süper bir şey buldum, tarihin tozlu raflarında. Ömrü 12 sayıya yeten bir çizgi roman kültürü dergisi: Darkwood Sakinleri. Zagor'dan ilhamla ismini alan dergi çizgi romanın tarihi, dergiler, çizgi bantlar, efsane kahramanlar, çizerler gibi çizgi romancılık ile ilgili dört yana yayılmış farklı konuları içeriyor ve üstüne üstlük türün meraklısının genel kültür açlığını gidermeyi de başarıyor. Yer verdiği çizgiler hem yurt içinden hem yurtdışından daha çok tanıtıcı mahiyette ve biraz daha deneysel/ fikri boyutlarda. Ayrıca bilimkurgu olarak Nemesis ve Oğuz isimli eserler farklı sayılara yayılmış maceralarıyla öne çıkmış. İçerik o kadar zengin ki hangi birinden söz etsek. İlk sayıda ismini borçlu oldukları Zagor'a farklı bir bakış açısıyla hayli yer verilmiş. Takip eden sayıda ise Temel Reis'in izini sürüyoruz. Çizgi romanlara konu olduğu kadarıyla kızılderililerin hikayesine de yer verilmiş. Türkiye'de Baytekin olarak bilinen Flash Gordon başta olmak üzere pek çok kahramana hayat veren A.R. Raymond ile Malkoçoğlu'nun yaratıcısı Ayhan Başoğlu 3. sayının sayfalarına konuk oluyor. Devamındaki sayıda öne çıkan başlıklar Goscinny-Uderzo ikilisi ve onların en önemli eseri Asteriks (Türkçe'de 2 farklı yayınevinin seçimleri doğrultusunda bazı karakterlerin değişik isimlendirildiğini biliyor muydunuz? Hopdediksi mi bilirsiniz Oburiksi mi?), Nemesis'e de ev sahipliği yapan 2000 AD dergisi ve bu vesileyle  İngiliz çizgi romancılığı , İtalyan western ekolünden Tex, Suat Yalaz ve en büyük eseri Karaoğlan. Ve okuyabildiğim son sayı 1996 yılına ait, beşinci sayının konuklarını ise şöyle sıralayabiliriz: Tarzan ve çizeri B.Hogarth, çizgi romandaki gerçekçilik problemi, Japon çizgi roman tarihi, diyalogsuz bir macera: Gon, yerli çizerlerden Şahap Ayhan.


İlk sayısını beğendiğimiz şiir, kültür, sanat, düşünce ve toplum gazetesi Bu Çağ'ın takip eden sayıları da içerik olarak tatmin edici seviyede. 2. sayıda Oğuz Atay'dan esinlenerek Türkiye'nin ruhu var mı diye bir soruşturma yapılmış. Bazı hamaset cevapların ötesinde Cenk Gündoğdu'nun demir leblebi cevabını bir taraf tutuyor gibi tuttum. Bugün yolunuzun geçtiği bir Anadolu köyünde size meyve ikram eden dayılar, rüzgar döner, bir şeyinize gıcık olur ve gözünüzün yaşına bakmadan işkence ede ede sizi öldürebilir. Yoksulların gücetapan ahlakı. Gündoğdu'nun şiiri de bana şair gibi İzmir kamplarında kısa süreliğine misafir olduğum gençliğimin acıklı bir dönemini hatırlattı. Modern çağın düşünürlerinden Alain Badiou'nun Şiir ve Komünizm isimli yazısı, Ahmet Güntan şiirinin şiirin eylem-oluşu etrafında tahlili, Attila Jozsef dosyası da zengin içerikler. 3 nolu sayıda Tanıl Bora ve Maggie Nelson söyleşilerini, Metin Kaygalak ve Cemal Süreya analizlerini okuma imkanı buluyoruz. Soruşturma konusu ise politik şiir ve editoryal çizgi dahil çok da katılmayacağım daha doğrusu sert bulduğum eleştirilere rastlayabiliyoruz. Bununla birlikte son sayfada Ketebe ilanı var.
4. sayıda ise artık eskimeye başlayan değil çoktan eskimiş olan İkinci Yeni dosyası kapakta. Yine de Hasan Bülent Kahraman başta olmak üzere bu soruşturmaya cevap olarak yazılanlar son noktayı başarıyla koyuyor diyebiliriz. Konu burada kapansın artık... Walt Whitman'ın hayatı ilgi alaka uyandırıcı. 1917-1919 sanatsal avangard konulu makale de hayli bilgilendirici. Online dergilerdeki şiirlere bakış da kışkırtıcı. Dergideki bu iddialı tavrı,  içeriğine her zaman katılmamakla birlikte genel olarak seviyorum. Herkese yaranmaya çalışan, oportünist, faydacı, çıkarcı, ortacı çizgiyi sise sevmiyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder