31 Temmuz 2026 Cuma

Stanislaw Lem - Gelecekbilim Kongresi

Sinemaya'da uyarlanan ünlü Solaris'i kaleme alan bir yazarın bu tarz bir roman yazabileceğini tahmin edememişim. Bu da bilim kurgu, ama hiciv ve mizah ekseninde ilerliyor. Artık gülemez olduk, tam tersine komik bir şeylere rastladığımda felan, ne gereği var der durumdayım. Bilim kurgu sektöründe de mizaha bulaşanlar arasında öne çıkan isim olarak Douglas Adams var, fantastik kurguda da hiç okumadığım Terry Prachett aklıma geliyor. 

Gelecekte bir Latin ülkesinde Hilton otelinde gelecekbilim kongresi toplanır. İsyanlar neticesinde diktatörlük hem oteli bombalar hem de tüm şehre sakinleştirici bir kimyasal sıkar. Kahramanımız olan bilim adamı da kanalizasyona sığınır ve ardı ardına halüsinasyonlar görerek gerçeklikle bağlantısını kaybeder. Bu kabusların en uzun süren versiyonunda zihni farklı bedenlere kopyalanır ve bunu kaldıramadığı anlaşılınca dondurulur, daha daha gelecekte tekrar hayata döndürüldüğünde terimlerini anlayamayacağı çok farklı bir dünyada gözünü açar. İnsanlar iki kafalı, dört kollu gibi deformasyonlarla buluşarak vücutlarıyla oynamakta ve her türlü kimyasalın esiri olarak ütopik bir dünyada keyifle yaşamaktalar. Bu duruma da kahraman uyum sağlayamaz zira gariplikler kendini ele vermeye başlar. Aslında insanların fazla nüfus ve sefaletle geçen yaşamlarına o kadar kimyasal hava teneffüs ediyorlar ki gözlerine perde inmiş. Kendisini lüks araba süren ve herkesin öyle sandığı bir adam aslında paçavralar içinde eli hayali bir direksiyon üzerinde yollarda koşturuyor, çocuklar gibi korna sesi felan çıkarıyor. En sonunda bilim adamı gözünü tekrar kanalizasyonda açıyor. Hikayesiyle biraz 1984, biraz Matrix ve pek çok Philip K. Dick hatırlanıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder