Grubun gerekli önem gösterilmeyen bir çalışması bu. Oldukça yalın ve sade vokal ağırlıklı Norveç halk türküleri seslendirilmekte. Eşlik eden yerel enstrümanların isimlerini telaffuz etmek ve buraya yazabilmek hayli güç ama sadece bir kaç taneler ve sadece eşlik ediyor ve vokale destek veriyorlar. Vokal, üzerindeki yükün altından kalkmakla kalmamış duygulandıran tonları da yakalamış durumda. Kah hüzünlü kah karanlık. Ben beğendim. Kanı kaynayan Vikinglerin bu yönüne de tanık olmak varmış bu vesileyle.
8,0/10
29 Mayıs 2019 Çarşamba
28 Mayıs 2019 Salı
Kemal Tahir - Esir Şehir Üçlemesi III: Yol Ayrımı
Romanın konusu ikinci ciltten yaklaşık 10 senelik bir süre sonrasında, 1930'da geçmektedir. Cumhuriyet kurulmakla kalmamış Halk Fırkası'nın halktan uzak bürokratik düzeni iyice egemen hale gelmiştir. Atatürk emriyle Serbest Fırka'nın kurulması büyük sosyal hareketlere sebebiyet vermiştir. Kamil Bey'in hayatına ise sadece kendisini öldü bilen kızına kavuşması çabasında dolaylı olarak konuk oluyoruz. Kuvayı Milliyecilerin bir çoğu yönetime çöreklenen ve pek çoğu da dönek karakterli siyasetçiler karşısında şaşkındır. Roman bir yanıyla Serbest Fırka'nın kuruluşuna önayak olan teşkilatçılarına bir yandan da zıt yerde konumlanan samimi eski Kuvayı Millicilere odaklanırken kıt kanaat edebiyat dergisi çıkaran bir grup gencin hayatlarının dağılmasını kronolojik olarak gözler önüne sermektedir. Biri aşkı, biri çıkarcı evliliği ve diğeri ise fakirlik içinde yediği iftiralar sonrasında ölümü bulur. Ama romanın en şaşırtıcı yanı Atatürk'ü de konuşturması. Hatta Gazi Paşa ismini bugünkü cumhurureisimizin adıyla yer değiştirip bu romanı bastırın, büyük ihtimal yerinizi Silivri'de değil İmralı'nın karanlık bir zindanında ömrünüzün geri kalan süresi boyunca ayırtmış olursunuz. En azından benim zannım bu. Çok da ciddiye alınmaya . Tabi İmralı'ya giden vapur yolculuğundan sağ salim çıktığınız varsayımıyla.
Nihayetinde bence serinin en ilginç ve sansasyonel ama edebi açıdan bir miktar zayıf kalan parçasıdır.
27 Mayıs 2019 Pazartesi
Barış Manço - 2023 (1975)
Anadolu rock içinde progresif, saykedelik ve space rock türlerine dokunan ve bu minvalde akla ilk gelen yapıtlardan biridir 2023. Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılına gönderme içerse de adı, üzerinde kök attığı Anadolu topraklarından güç alarak bir çınar gibi göğü kapsayan bir çalışma bu. Alt bölümlerden oluşan dramatik Baykoca destanı aynı zamanda aşk türküsüdür, doğanın sesidir, Dağlar Dağlar'dır, sızım sızım inleten kalp acısıdır. Albümü birbirinden farklı duygusal modu açıp kapatan bir cihaza benzetmek de mümkün, eğlenceden kahramanlığa ve hüzne uzanan koca bir aralık bu, romantizmi bir yana iteleyerek konuşursak eğer. Gelelim neden 2023'ün bence Barış Manço'nun en iyi albümü olmadığına. Bir kere bazı sessel müdahaleler, seyrek de olsa kulağa eski geliyor. Şu country şarkısı albümün konseptine hiç uymuyor. Her ne kadar çok narin ve güzel bir şekilde yorumlansa da Uzun İnce Bir Yoldayım'ı içermesi. Bu kadar çok coverlanan bir türkü yoktur herhalde müzik tarihimizde.
8,25+/10
8,25+/10
26 Mayıs 2019 Pazar
Susanne Sundfør - Ten Love Songs (2015)
Art pop diye bir şey var uzun yıllardan beri. Ve ben ayrıntıyı temsil eden bu tür sıfatlara çok da inanmıyorum, hele hele pop için. İndie pop, alternatif pop deyiver geçiniz görüşündeydim. Bu albüm synth pop ve elektronikayı ara ara öne çıkartsa da sanat yapayım telaşası ile yavaş tempo duygusallığı ile kendini boğuyor. Sözlere dikkat eden anglo sakson dinleyici ise mest oluyor. Bir bakıma kayıt kendi içinde çeşitliliği sağlamış, diğer yandan da besteler arasında uyumsuzluk çarpıcı bir biçimde dikkat çekiyor. Bu da her türlü dinleyiciye hitap etmesine sebep oluyor kaydın. Pop müziğinde daha derinlik arayanlar da burada ki popüler müzik arkadaşım bu, ne derinliği görüşündeyim, ritimler olsun hareket olsun üstüne duygusal dürtüler de hopladıysa tamamdır diyen de. Aslında sanatçı kardeşimiz kendi tarzını emsallerinden farklılaştırmakta da başarılı. Melankolik hani bir yerde okudum gotik pop gibim bir havaya bürünmüş, ama öyle aşırı değil. Gotik demişken bu sıfat Lana Del Rey'e de yakışmıyor mu? Neyse keşke Fade Away, Accelarate ve Kamikaze ve Insects gibi hareketli oynak şarkılarda tutunsaydı diyeceğim de o zaman da art'dır sanatdır o olmazdı işte. Tekrar belirtmek gerekir ki neyi ne maksatla dinlediğiniz önemli, ben sanat için dinlemiyorum popu.
6,75/10
6,75/10
23 Mayıs 2019 Perşembe
Orchid - Chaos Is Me (1999)
Screamo janrını biraz ergen işi bulmakla birlikte, sadece bağırış çığırış teen angst'in dışavurumu gibi algılıyorum ki aslında bundan daha derin bir felsefesi vardır illaki, ve de sound olarak kısır olarak da düşünmekteyim, ne bileyim Messa gibi farklı türleri angaje ederek arayış gösteren seslerin peşine düşmüyor değilim. Toplamı 20 dakika bile bulmayan ve bu kısacık süreye 11 parça sığdıran bu albümün de hem gürültüsü patırtısıyla hem de bu kısa süreye sığdırılan teknik icranın zor farkına varılmasıyla dinlemesi işkenceye dönecek şeklinde bir önyargıyı büyütsem de ilginçtir öyle olmadı. Tereyağı gibi akıp gitti, parçacıklar arasında farklılıklar algılanabilir düzeyde ve sertliği de biraz hardcore/grindcore'dan beslenmekle birlikte rahatsız etmedi. Tam adrese teslim olmuş. Pat pat pat ve sonunda da mic drop. Şık yani. Tahmin ediyorum ki türün klasiklerinden biri ve tamamiylen hak ediyor.
8,25/10
8,25/10
22 Mayıs 2019 Çarşamba
Yes - Yes (1969)
Progresif rock denince akla ilk düşen isimlerden biri de Yes grubudur. İlk albümü daha çok saykedelik sularda gezinmektedir. Pek bi şirindir, dinlemesi pek keyiflidir. Dinlerken gökkuşağı renklerinde pelerine bürünür iyilikler saçmaya gökyüzüne yükselirsiniz. Vokal de pek tatlı, mıncıklayasım geldi sesini. Sonraki soundlarını merak etmekteyim.
7,25/10
7,25/10
21 Mayıs 2019 Salı
Espen Eriksen Trio With Andy Sheppard - Perfectly Unhappy (2018)
İşyerinde bu albümü kısık sesle açmış olmamla ki huyum değildir böyle sorumsuz davranışlarda bulunmak, birkaç edepsizden aldığım tepki yatak odası müziği olduğuydu ki aklımın nah şu kadar ucundan bile geçmemiştir. Böyle afili bir albüm kapağından tahmin edeceğiniz gibi modern caz türünde endam eyleyen bu yapıt için bendeniz ise yavaş tempoda çalınan gayet zararsız ve kapattığınız anda unutacağınız, dinlerken de nerede başlayıp bittiğini anlamayacağınız, gaz formatında uçucu tanımlaması yapıyorum. Geliyor ve de geçiyor, bari biraz tadı kokusu kalıcı olsaydı. Hani bir parfüm beğenmişsinizdir pörfektodur kokusu, sıkarsınız 10 saniye sonra almaz olursunuz. Artık teninize mi uymamıştır bilmem. Hoşdur iyidir ama bir daha o parfümü kullanmanın manası yoktur. Dolayısıyla her şey yine zevklere ve renklere geri dönüyor. Şu yaz sıcağında sadece yaprak titretebilen ılık bir esintiyi mi tercih edersiniz, ahanda buradadır yoksa boran fırtınanın gözalıcı parlaklığıyla kılıç şıkırdatan, top gürleten yıldırımların türküsünü mü? Caz öyle ilginç bir türdür ki hepsini kapsıyor.
5,50+/10
5,50+/10
20 Mayıs 2019 Pazartesi
Soulfly - Prophecy (2004)
Max Cavalera'nın halen aktif projelerinden Soulfly ile bu 4. albümleri vasıtasıyla tanışmış bulunuyoruz. Eski dividilerimin birinin içinden çıktı, hiç dinlememişim. Sözkonusu projeler nu-metal'e de göndermeler içerdiğinden eleştirel bir tutumla karşılaşmakta metalkafalar arasında. En azından bu albümde thrash ve groove metal nağmeleri daha baskın. Dolayısıyla güm güm ritimlerle gaza gelmek mümkün. Amma ve de amma akustik geçişler, ortadoğu ezgileri, bildiğin trompetli felan reagge besteleri ve burada durmak olmaz latin caz kafa karıştırmıyor değil. Evet albümün belki de yarısına bunlar ses veriyor. Tribal müziği bir kaç fersah öteye götürerek dünya müziğine iyice açılmaları neticesinde biraz maceracı gördüm arkadaşları. Balkan brass band duydum ötesini siz düşünün, daha fazla yazmak manasız. Kötü değil ama baş döndürüyor hayli.
7,0/10
7,0/10
19 Mayıs 2019 Pazar
RETRO: Keep of Kalessin - Through Times of War (1997)
Eski vakitler bu grubun ilk üç çalışmasını dinlemiş ve pek de beğenmemiştim. Şu an en azından idrak edebiliyorum. İşin ilginç taraflarından biri albümün soundunun eskimemiş olması, dönemine göre değerlendirirsek. Melodik bir black metal yapıyorlar ama ritim ve vokaller ve tabi ki sert, buz gibi ve ağır atmosferi Mayhem'i andırıyor. Bu yüzden bir kaç tık 'fazla' geliyor. Dinlemesi zor, yeterince hazzetmek için siyah kukuletalara, bulamazsak anamızın şalına sarılıp gölgelere sığınma ihtiyacı doğurmakta. Bir kaç riff ve melodi (ilk şarkı), bir kaç epik dize (son şarkı) dışında emsallerinden çok da bir ayrım noktası sunmamakla birlikte icralarını sımsıkı yapmakta maharetlerini göstermekteler. Dolayısıyla kara metalini aynı tabakta ve soğuk ve agresif ve yoğun porsiyonlarda sevenler için birebir bir bir.
6,75+/10
6,75+/10
17 Mayıs 2019 Cuma
Dishearten - Portal of Anatolia (2017)
Yıllardır Anadolu melodilerini, dinamik beste yapısını black metal ile birleştirecek gruplar aradım durdum, bu formülün işe yarayacağına dair iddialarda buldum. Yanılmışım, olmuyormuş. Yok yahu şaka. Oluyor olmasına da burada alıntıladıkları geleneksel besteler öyle ki ben orijinal formlarını daha fazla seviyor ve hatta başka türlerle kaynaşmasını hiç istemiyorum. İlk başta kulağa farklı gelmesini geçtim, sadece bu besteler kendi başına bırakılmalı. Yani kötü bir seçim olmuş. (Melodik) Black metal kısmı orijinallik sunmayıp aslında bu sentezin altyapısını oluşturur destek mahiyetinde. Yine de birden fazla anda kulağı parlatan rifler mevcut. Ve vokal de dramatik arka fona istinaden bir miktar sert ve verilmek istenen duygunun (ah ulan ah vur kadehi duygusu) önüne set kuruyor gibi. Aslında benim beğenilerim zamanla biraz değişti. Daha uçuk kaçık şeyler bekliyorum black metal namına ya da tam mezardan çıkmışçasına kir pis bir şeyler. Ortasını zaten herkes yapıyor ve post, avant garde türlerin denendiği piyasada bizim ülkemizdeki arkadaşlar çok geç kalmış durumda. Tabi ki tarihe not düşülecek güzel bir kayıt ve pek çok yerden olumlu destekleyici yorumlar almış durumda. Daha karanlık ve gizemli bir atmosferde ilerleyeceklerinin inancıyla vaatkar bir giriş yapan grup için kalıcı olmaları dileğiyle.
6,75+/10
6,75+/10
14 Mayıs 2019 Salı
Cixin Liu - Üç Cisim Problemi
Artık yaşlandığımı iyicene idrak ettim. Yeni şeyleri sevmiyorum. Müzikte de olsun sevdiğim türde yeni romanlarda da olsun, bu böyle. Pek çok ödüle aday ve bir kısmını da alan bu gözde romanı hızlı bir şekilde bitirdim ama büyük keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. Konunun orijinalliği aşikar. Yepisyeni fizik teorileri boyutlar, quantum parçacıkları üzerinden kurguya yedirilmiş durumda. Stephen Hawking'in de uyardığı gibi uzaya gönderdiğimiz mesajların büyük ihtimalle kötü niyetli uzaylıların eline düşeceğine dair görüşten hareketle spekülatif kurgu geliştirilmiş. Yalnız hem karakterlerin bazı manasız hareketleri, hem kötü ama işinde iyi polis imajı, hem karakterlerin tek boyutluluğu, hem gizemli kalması gereken uzaylılar ile ilgili tarihi, istilacı güdüleri, coğrafyaları, sosyal gelenek görenekleri gibi detaylar verilmemekle kalmayıp bizzatihi kurguda özne olmaları gibi yadırgadığım şeylerle dolu roman. Teorik ve bilimsel kurgunun ağırlığı heyecan verici olsa da bana göre yukarıda verdiğim ayrıntılar sayesinde çok da aklımda yer tutacak bir yapıt olmayacak bu. Asimov'a felan dönmem lazım sanırım.
Konu olarak Çin'de bilimadamları ölmeye başlar. Wang namındaki nanomateryal uzmanı arkadaşımız beynelmilel bir askeri komiteye çağrılır. Prestijli kişiler arasında örgütlü bir grubun ki bu ölümlerden sorumlu olduğu düşünülür, içine sızması istenir. Komite'de dışlanan sigara tiryakisi ağzı bozuk asosyal polis ile yakınlaşıp gizemi çözmeye başlarlar. Bu arada Kültür Devrimi sonrası insanlığa tepkili bir bilimkadını Ye enjie'nin hikayesini okuruz. 60'larda toplum dışına itilen bu kızcağız fizik bilgisine istinaden uzaya mesaj gönderen bir üste işe alınır. Sinyalleri güçlendirmenin yolunu bulunca uzaylılarla gizlice iletişime geçer ve yaptığını öğrenen siyasi denetçiyi ve onun yanında kocasını öldürmekten hiç de gocunmaz. Başka başka insanlarla birlikte kurduğu gizli grubun denetimi kaybetmiş gibidir. Uzaylıların istilası için hazırlık yapan grubun içindeki bir hizip nihilist bir şekilde insanlığın yok oluşu için mücadele vermekte, uzaylılara yol yöntem tarif etmektedir. Uzun lafın kısası uzaylılar üç güneşin etrafında dönen kaotik bir gezegende yaşamakta ve durmadan medeniyetleri yok olmaktadır. Artık illallah deyüp teknolojileri de tavan yaptığı bir medeniyete ulaşmışkene dünyayı gözlerine kestirmiş olaraktan filolarını yollamışlardır da taa 400 yıl sürecek bu yolculuk boyunca dünyadaki teknolojik ilerlemeden çekinmektedirler. Dokuz mu altı mı neyse, boyuta indirgenmiş devasa ama görünüşte proton kütlesinde bilgisayarları ışık hızıyla öncesinde göndererek sabotajlara başlamışlardır. Amaçları insanların kuantum boyutsallığına gelişimini önlemektedir. Her ne kadar bu gizli grubun planları deşifre oluptana yok edilseler de insanlığın geleceği pek bi kötü görünmektedir.
Konu olarak Çin'de bilimadamları ölmeye başlar. Wang namındaki nanomateryal uzmanı arkadaşımız beynelmilel bir askeri komiteye çağrılır. Prestijli kişiler arasında örgütlü bir grubun ki bu ölümlerden sorumlu olduğu düşünülür, içine sızması istenir. Komite'de dışlanan sigara tiryakisi ağzı bozuk asosyal polis ile yakınlaşıp gizemi çözmeye başlarlar. Bu arada Kültür Devrimi sonrası insanlığa tepkili bir bilimkadını Ye enjie'nin hikayesini okuruz. 60'larda toplum dışına itilen bu kızcağız fizik bilgisine istinaden uzaya mesaj gönderen bir üste işe alınır. Sinyalleri güçlendirmenin yolunu bulunca uzaylılarla gizlice iletişime geçer ve yaptığını öğrenen siyasi denetçiyi ve onun yanında kocasını öldürmekten hiç de gocunmaz. Başka başka insanlarla birlikte kurduğu gizli grubun denetimi kaybetmiş gibidir. Uzaylıların istilası için hazırlık yapan grubun içindeki bir hizip nihilist bir şekilde insanlığın yok oluşu için mücadele vermekte, uzaylılara yol yöntem tarif etmektedir. Uzun lafın kısası uzaylılar üç güneşin etrafında dönen kaotik bir gezegende yaşamakta ve durmadan medeniyetleri yok olmaktadır. Artık illallah deyüp teknolojileri de tavan yaptığı bir medeniyete ulaşmışkene dünyayı gözlerine kestirmiş olaraktan filolarını yollamışlardır da taa 400 yıl sürecek bu yolculuk boyunca dünyadaki teknolojik ilerlemeden çekinmektedirler. Dokuz mu altı mı neyse, boyuta indirgenmiş devasa ama görünüşte proton kütlesinde bilgisayarları ışık hızıyla öncesinde göndererek sabotajlara başlamışlardır. Amaçları insanların kuantum boyutsallığına gelişimini önlemektedir. Her ne kadar bu gizli grubun planları deşifre oluptana yok edilseler de insanlığın geleceği pek bi kötü görünmektedir.
13 Mayıs 2019 Pazartesi
Emel - Ensen (2017)
Arapça popun böyle bir haliyle karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Duru bir ses hiç de gırtlaktan boğuluyormuşçasına ağır ve ağdalı bir telaffuzla iticileşmeden şarkılarını icra ediyor. Bu sofistike besteler elektroniğe göz kırpan altyapısıyla ucuz aşk şarkılarının ötesine geçtiğini hemencecik belli ediyor. Ablamızın ciddi duruşuyla da belli zaten. Duygulara hitap edip unutmaya yüz tuttuğumuz insanlığımıza hitap ediyor besteler. En azından ben öyle hissediyorum. Albümün bir yarısı, özellikle isim geçirmek gerekirse sigara yaktıran Kaddesh, perküsyonun sürüklediği ritimlerle kan kaynatan Thamlaton ve ağıt kokulu Sallem, olağanüstüyken tempo yavaşlayıp besteler slow hale bürününce yarattığı etki devam edemiyor. Potansiyel müthiş, iyi de değerlendirilmiş. Keşke kayıt hep diri durabilseydi.
7,75--/10
7,75--/10
12 Mayıs 2019 Pazar
Kemal Tahir - Esir Şehir Üçlemesi II: Esir Şehrin Mahpusu
Jargona, argoya, diyaloglara ve yan karakterlerin hayat hikayelerinde fazlasıyla oyalansa da bu roman, iki günde bitirecek kadar beni benden alıverdi ve geçmiş bir tarihteki zamanın ruhunu iliklerime kadar hissettirdi. İşin trajik yanı gözlemlerine dayanarak hikayeye kattığı insanların arzuları, çıkarcılığı, bencilliğiyle 100 sene sonra bile bugünden çok da farklı olmadıklarını görebilmek. Acaba yazar eserini kaleme alırken bunun farkında mıydı?
Kamil bey aldığı cezayı çekmek üzere hapishaneye giriş yapar. Herkes kendisini hırsızlıktan ceza aldığını zannederken sessizliğini yanlış yorumlayıp yok yatak parası yok kumar parası şu bu parasını iç ederler. Karısıyla arası aha da açılırken Kuvayı Milliye destekçisi Ramiz'in karısı Fatma'nın ziyaretleri güç verir. Ona atılan bir lafa istinaden koğuş ağası ve destekçilerini dümdüz ettiğinde ise siyasetten içeri giren paşa oğlu kimliği ortaya çıkar ve hemen revir katında iltimaslı mahpusların yanına alınır. Kafa dengi Arif bey'i bulur. Hapisteyken Anadolu insanının bin bir yüzünü görür. Bugünün penceresinden bakıldığında maço bir duruş oldukça yoğun, belirtmeden geçemedim.
Görüldüğü gibi ana kurgu çok bir yere gitmezken ebadı oluşturan şey diğer insanların daha doğrusu lümpenlerin, düşmüşlerin hikayeleri.
Kamil bey aldığı cezayı çekmek üzere hapishaneye giriş yapar. Herkes kendisini hırsızlıktan ceza aldığını zannederken sessizliğini yanlış yorumlayıp yok yatak parası yok kumar parası şu bu parasını iç ederler. Karısıyla arası aha da açılırken Kuvayı Milliye destekçisi Ramiz'in karısı Fatma'nın ziyaretleri güç verir. Ona atılan bir lafa istinaden koğuş ağası ve destekçilerini dümdüz ettiğinde ise siyasetten içeri giren paşa oğlu kimliği ortaya çıkar ve hemen revir katında iltimaslı mahpusların yanına alınır. Kafa dengi Arif bey'i bulur. Hapisteyken Anadolu insanının bin bir yüzünü görür. Bugünün penceresinden bakıldığında maço bir duruş oldukça yoğun, belirtmeden geçemedim.
Görüldüğü gibi ana kurgu çok bir yere gitmezken ebadı oluşturan şey diğer insanların daha doğrusu lümpenlerin, düşmüşlerin hikayeleri.
10 Mayıs 2019 Cuma
Opeth - Sorceress (2016)
Yeni Opeth'in dinlerken insanı sarıp sarmalayan ve güvende hissettiren değişik bir etkisi var. Bu kayıt da farklı değil. Ama ufak tefek farklılıklar da mevcut. Tonlamalarda bazı şarkılarda sertleşme mevcut. Belki zorlama hissiyatı da verebilir onca seneden sonra veya bu geriye doğru bir adım mıdır yada yeni bir sentez mi? Yok yok brütal vokal dönemine kadar bir geriye dönüş yok. Ayrıca enstrüman anlamında ses olarak, akustik eşliğinde folk melodiler olarak kulağa daha fazla çeşitlilik sunuyorlar. Başka bir açıdan bakarsanız da besteler biraz dağınık. Kısacası kafam karışık, fark olarak ortaya koydukları her bir şey aynı zamanda endişe olarak da belirginleşmekte. Yine hoş güzel bir değerlendirmeyle dinlememi sonlandıracak iken bonus sidi'de yer alan 5 parça ki ikisi bir önceki albümde yer almış, bende çok daha güçlü duygular uyandırdı. Kesinlikle bestelerin ağır ve kesik rifflerle bezenmeyip (eski Opeth) lineer bir hat boyunca odaklanmış olmaları daha çok hoşuma gitti, ne yalan söyleyeyim. O yüzden akılda kalıcı bestecilik namına güçlükler yaşadığına kanaat getirdiğim asıl albümün değeri azalma gösterdi.
6,75+/10
6,75+/10
9 Mayıs 2019 Perşembe
Haluk Yurtsever - Yükseliş ve Düşüş: Türkiye Solu 1960-1980 / Setenay Berdan - Deniz Fırtınası -1: Parkta Bir Yaz Akşamı
Etiketler:
HALUK YURTSEVER,
SETENAY BERDAN,
SOL,
TARİH
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)