7,25/10
2 Eylül 2022 Cuma
Sophie Ellis-Bextor - Familia (2016)
Bu ablamızın hakkı yeniyormuş gibi geliyor bana. Güçlü parçaları az olsa da gayet keyifli , hali vakti yerinde bir pop çalışmasıdır şu. Ayrıca belirtmeye gerek var mı bilmiyorum ama modern prodüksiyonu hoşuma gitmeyen diğer bir özelliği. Hoşuma daha bir çok giden şey için albümün daya oynak ikinci yarısını beklemek gerekiyor. Doğrusu elektro disko havalarını daha bi seviyorum Sophieciğimin. Accık melodram sosu da şık olmuyor değil. Görünen bir gerçek var ki bir önceki albümüne göre daha sönük olduğu o da. Ha, kapanıştaki mızıka bi şahane canım.
1 Eylül 2022 Perşembe
Borknagar - Quintessence (2000)
Borknagar'ın konseri geldi ve de geçti, dinlemesek de canlı canlı göremesek de o Borknagar bizim Borknagar'ımızdırdır dır. Bünyeyi canlandıran black metali kuzey folklorü ile progresif bir mecrada birleştiren albüm bir süre önce kaybettiğimmusikişinaslık vasfına beni geri kazandırdı. Muhteşem klasik olağanüstü şokolat şükelaların efendisi felan değil ama sapsağlam bir çalışma.
7,75/10
Peaky Blinders (5. sezon), Star Trek: Enterprise (3. sezon), Thermae Romae Novae (ilk 6 bölüm), Dorohedoro (1. sezon), The Cuphead Show (1. sezon), Mr Robot (4. sezon)
Shelby ailesi ekonomik krizle boğuşurken ticari protföylerine Çin afyonunu da eklerler. Bir yandan da almighty Tom kendini siyasete adar ve çökertebilme misyonu ile faşist hareketin önde gelen bir ismi olur. Sezonun son dakikalarında yine elinde ve de yüzünde patlayan bir komplo teorisiyle keyifleniriz. Hem tom hem de manyak abisi deliliğe bir kaç adım daha yaklaşıyor ve aileye en geç katılan üyeleri Michael alenen liderlik için piyonlarını atlarını harekete geçiriyor. Peaky Blinders mevzusu şimdilik bu kadar.Uzay Yolu Enterprise ise artık nerelere gidiyor, emin değilim. Xindi soykırımına karşı direniş gösterip onları fikirlerinden caydırma dizinin ana konusu olmaya başlıyor. Hani Sulibanlar vardı , onlar ne oldu da Xindiler insanlık karşıtı bayrağı devraldı. Bir noktadan sonra takip edememeye başladım. Vulkan kızı da her ne kadar gelenek olduğu üzere taytlar içinde, her seride böyle bir karakter olmazsa olmasıdır dizinin, görüyor olsak da oyunculuğunu daha doğrusu karakterin sergilediği ve hiç de Vulkanlara yakışmayan çelişkileri izlemek, ne bileyim. Arka arkaya yayınlanan bu serilerde gittkçe antipatik karakterlerin sayısı artıyor ve senaryodaki sıkıntılar da göze çarpıyor.
Dorohedoro sadece 1 sezon sürüp devamı gelemeyen ve fakat çizimleri ile sanatı ile hikayesi ile gönülleri fetheden bir çizgi dizi. Japon usulü ve de fantastik. İki dünya var, büyücüler diğer insanların boyutuna gelip büyülerini deniyorlar ve o boyutu yaşanması zor bir hale getirmişler. Oradaki bir adamın kafası sürüngen kafasına dönüştürülmüş ve de hayli agresif bu arkadaş bu lanet olasıca büyüyü yapanı arıyor ki hafıza desen o da kalmamış tahmin edildiği üzere . Bir kadının yanında kalıyor. Sevgili de değiller. Büyücülerin dünyası da kültürleri de hayli bir saykedelik. Ne niye nedir pek anlamak mümkün değil. Biz de bu gariban arkadaşla birlikte öğrenmeye çalışıyoruz bu deli dünya düzenini. Isınamadığım şey ise dizinin acayip kanlı olması, et vahşet şiddet olağanlaştırılarak sunuluyor ki mide kaldırırsa.
Nasıl da unuttum, gönderiye son dakika eklemesi. Flaş da flaş. Sonunda nihayetinde Bay Robot'un son sezonunu bitirebildim. Genel kanının aksine bu sezona hayran meyran kalamadım pek. Çoklu kişilikler ile sonlanışı çok da şaşırtmadı. Sonuçta Dark izleyip sadece ana fikrini anlayabilmiş kişileriz. Sadece aklıma takılan şu. Tüm hayatında istediği şekilde yaşayamamış , aşkını gözleri önünde kaybetmiş Çinli arkadaşın uğruna hayatını verdiği alternatif evren macerası sadece fantastik bir kurgudan mı ibaretti?
Dorohedoro sadece 1 sezon sürüp devamı gelemeyen ve fakat çizimleri ile sanatı ile hikayesi ile gönülleri fetheden bir çizgi dizi. Japon usulü ve de fantastik. İki dünya var, büyücüler diğer insanların boyutuna gelip büyülerini deniyorlar ve o boyutu yaşanması zor bir hale getirmişler. Oradaki bir adamın kafası sürüngen kafasına dönüştürülmüş ve de hayli agresif bu arkadaş bu lanet olasıca büyüyü yapanı arıyor ki hafıza desen o da kalmamış tahmin edildiği üzere . Bir kadının yanında kalıyor. Sevgili de değiller. Büyücülerin dünyası da kültürleri de hayli bir saykedelik. Ne niye nedir pek anlamak mümkün değil. Biz de bu gariban arkadaşla birlikte öğrenmeye çalışıyoruz bu deli dünya düzenini. Isınamadığım şey ise dizinin acayip kanlı olması, et vahşet şiddet olağanlaştırılarak sunuluyor ki mide kaldırırsa.
Nasıl da unuttum, gönderiye son dakika eklemesi. Flaş da flaş. Sonunda nihayetinde Bay Robot'un son sezonunu bitirebildim. Genel kanının aksine bu sezona hayran meyran kalamadım pek. Çoklu kişilikler ile sonlanışı çok da şaşırtmadı. Sonuçta Dark izleyip sadece ana fikrini anlayabilmiş kişileriz. Sadece aklıma takılan şu. Tüm hayatında istediği şekilde yaşayamamış , aşkını gözleri önünde kaybetmiş Çinli arkadaşın uğruna hayatını verdiği alternatif evren macerası sadece fantastik bir kurgudan mı ibaretti?
31 Ağustos 2022 Çarşamba
RETRO: Nightwish - Over the Hills and Far Away (2001, EP)
Grubun albüm kapakları hep bir değişik. Romantik olduğu kadar kitsch. 4 parçadan oluşan kaydın en güçlü parçası hoptempo geleneksel bir İngiliz melodisi de olan ve albümle aynı adı taşıyan Tepeler ve daha neler neler. Diğer parçalar da kaydın genel atmosferiyle yani romantizmle çelişmeyen bir performans göstermektedir.
7,50/10
25 Ağustos 2022 Perşembe
Pink Floyd - Atom Heart Mother (1970)
Bildiğimiz Pink Floyd'un ilk adımlarını dinleyebilmek için kıçı büyük bir ineğin kafasını döndertip bize bakarak poz vermesi gerekiyormuş. Progresif ve saykedelik olmanın yanısıra bir o kadar da senfonik / koral ve üstelik deneysel. Ses açısından da dinlemesi kolay bir deneyim. Eski kayıtların prodüksiyonunu her zaman tercih ederim zaten. Kayda adını veren parça tek başına yeter bir sebep aslında. Tripy bir yolculuk felan havalarında işte.
8,0+/10
24 Ağustos 2022 Çarşamba
The End - Allt Är Intet (2020)
Organik olarak da birbirleriyle alakalı sanatçılardan müteşekkil İsveç agresif cazı da soundunu oluşturdu ve piyasada kalıcı bir hale geldi sanki. Fire!Orchestra, Fire! gibi gruplar geliyor ilk akla. Aralarına The End de katılıyor gibi sanırsam, kalıcı olup olmayacaklarına zaman karar verecek. Bayan desek ayrı kızıyorlar hanımkızımız desek ayrı, kadın vokal çığlıklarla, böğürerek, atonal çığrışlarla duygusal ve sarsıcı bir maceraya sürüklüyor dinleyeni. Bir hikaye anlatıyor gibi yada bir deneyim paylaşıyordur. Çok da merak edip sözleri incelemedim açıkçası. Progresif, gürültülü, saykedelik, tezatça funky ve keskin tınılarda enstrümantal icra da altta kalmıyor. Şarkı düzeni ve şarkıların kendi içinde takip ettiği delişmen rota ayrıca hoşuma gitti. Sarmal ve tekrara bir tık beklenenden fazla kaçıyorlar, o ayrı. İlginçtir, albüme adını veren parçada da çarpık çurpuk, speed içmiş GY!BE tadı aldım. Dağınık ve rastgelelik dinleyeni zorlayacaktır ve albümün kalitesini de düşürecektir. İçlerinden geldiği gibi kaydetmişler gibi de duruyordur. Lakin buradaki enerjiyi beğendim.
7,25/10
23 Ağustos 2022 Salı
Ruhi Su - Beydağı'nın Başı (1988)
Bu sıcaklarda biraz da dengesiz ses kalitesi sebebiyle çok da alışamadığım bir kayıt oldu bu. Uzun süredir Ruhi Su dinliyor olmanın getirdiği bir metal yorgunluğu da mevcut. Kendini tekrar eden söyleme tarzına rağmen gayet güçlü türkülere de yer verilmiş. Yine de sanatçının adı geçince akla ilk gelecek yapıtlarından olduğunu söylemeden geçmeyelim.
6,75/10
20 Ağustos 2022 Cumartesi
Hüseyin Yurtdaş - Terpiştiriyordu
İhsan'ın yazarı son yapıtında okuyucuya açık açık meydan okuyor. 120 deyiş karakterin zamandan mekandan azade gerçekliği müphem sayıklamalarına dönüşüyor. Dil kurcalanıyor, kelimelerle oynanıyor. Yoruma açık anlatı bende bir ayrılık ya da bir ölümü takip eden travmatik bir deneyimin kitabın karakterini delilik denen bir çukura sürüklemesi neticesinde kendi içinde sarmala düşerek tekrar ettiği bir döngüyü hatırlattı. Olric gibi bir içsesi var: Serper. Kimi zaman silkeleyebiliyor karakteri. Ama görünen o ki belki de bir hastanede geleceği olmayan bir noktada hapis karakter o çukurun çoktan en dibine tavşanlar gibi yuvasını yapmış.
16 Ağustos 2022 Salı
Slayer - Divine Intervention (1994)
Bir süredir düz metal canım çekiyordu. Sıraya bir kaç albüm alıp dinleyene kadar bu isteğim de dindi. Sadece metal değil müziğe ilgimi de kaybettim bir süre. Borknagar sayesinde, ne alakaysa, tekrar müzik aşkım alevlendi ve cebelleştiğim The Ocean ile Slayer kayıtlarından keyif almaya başladım. Hatta dosta düşmana ilan ediyorum grubun bu 6. albümü hakettiğinin altında olumlu tepkiler almış. Hiç sevmediğim bağıran vokal tekniğine rağmen söylüyorum bunu. Ve elbette parçaların bir miktar sönük kaldığını da kabul ediyorum. Emektar bateristleri de bu kayıttan önce gruptan ayrılmış. Neyse ne arkadaş, iyi bir albüm. Ortalarına gelince kaydın daha bir tav oluyorsunuz, güzel börtü böcek kurukafa felan gününüz neşeleniyor.
7,75/10
14 Ağustos 2022 Pazar
The Ocean - Phanerozoic II: Mesozoic / Cenozoic (2020)
The Ocean Collective adıyla yayınladıkları bu albüm vasıtasıyla gruba bir şans daha veriyorum kendimce. Daha önce belirttiğim gibi seveni hayli sever bu grubu. Hayli progresif kulvarda atmosferik sludge/post-metal yapıyorlar. Katmanlı değil belki lakin çoklu uzamsal bir seyir izliyor parçalar. Geçişler (melodik ve agresif diaylog) ve kısmi yükselmeler gayet iyi. Vokal brütalleşince gaza gelmiyor değilsiniz. Baslar, trompet, ziller gibi kulakta somutlanan prodüksiyon da etkileyici. Ama ki aması olmazsa olmaz, kompleks yapısı dinleyeni , bu tarz müziğe özellikle beğenenler ve aşina olanlar hariç, zorlayabilir. Hatta biraz dağınık bir yapısı var kaydın bile diyesim geldi.
7,25/10
11 Ağustos 2022 Perşembe
Emel - The Tunis Diaries (2020)
Modern Arap folk müziğini kalkındırmak için bir Emel bir de klasik gitar yeter, artar bile. Dinledikçe Allah Allah içinizin yanacağı ama doya doya içmekten geri duramayacağınız bir mey, bir meydan okuma. Çok güzel çok şukela ama bir yere kadar. O yer ise kaydın yarısı belki bir kaç tanesiyle yarısından da fazlasını oluşturan coverlar. Şarkı seçimi ilginç. The Man Who Sold The World? Sabbath Blooody Sabbath? Every You Every Me? War Child'a gelince sizi rahatsız eden şeyi anlıyorsunuz. Direkt Dolores'in vokalini taklit ediyor, sanatçı sesin tınısıyla. Kısa kesersek, kaydın süresini bir ve de buçuk saate çıkartan bu kadar yeniden yorum albümün paçasına yapışıyor ve aşağı çekiyor. Bununla birlikte kaydın tümünde vokalin notalar arasında akrobasi yapmasını dinlemek müthiş keyifli. Arapça şarkılarda da belirttiğim gibi büyüleyici bir atmosfer ile sarmalanıyorsunuz, eh biraz da efkarlanıyoruz.
8,0-/10
7 Ağustos 2022 Pazar
Martha Wells - Katilbot Günlükleri II: Yapay Koşullanma
Güvenlik botumuz geçmişinde öznesi olduğu katliamın gizemlerini ortaya çıkararak vicdanını aklama yolunda adım atarken bir uzaygemisi ile "arkadaş" olacak ve iş yaptığı organik işverenlerin canını birden fazla kez kurtaracaktır. Kurguda Tanrı'nın eli denen anlaşılmaz müdahaleler hacking terimleri ile bolca canlandırılmaktadır. Belki de teoride mümkünatı bulunur, bilemeyiz de bana sihir gibi geldi hepsi. Bir çırpıda okunan, kahramanımıza biraz daha ısındığımız ama novella (kısa roman) olmasından da ötürü de sığ ve lineer bir güzergah izleyen bir hikaye ile karşı karşıyayız. Devamına bakacağız inşaslah.
4 Ağustos 2022 Perşembe
alt-J - The Dream (2022)
Grubun bu son kaydından hoşbeşleşeceğimi hiç düşünmemiştim. Tabi grubun önceki işlerine bakınca gayet doğal bu önyargı. Sonuç olarak hiç de fena bir iş çıkarmamışlar. Folk etkisi daha bi belirgenleşmiş. Bazı bazı bu amerikalı saykedelik folk tınılar hissedilmiyor değil. Bestelerdeki çeşitlilik bir miktar daha uyum içinde. Nakaratı öne çıkan parçalar da itici değiller ve eğlenceliler. Misal Hard Drive Gold. En azından fire çığlığı beni rahatsuz etmedü.
7,50/10
2 Ağustos 2022 Salı
Rainbow Arabia - Kabukimono (2009, EP)
Tropikana, Karayipler, saykedelik, indie pop, felan yaz kumsal binkafalar filan. zararsız şeyler.
Remikslenen iki şarkıda eskiden sevdiğimiz kışkırtıcı yüzlerini hatırlama imkanı buluyoruz ama öyle bir esamesi gelip geçiyor.
5,50+/10
1 Ağustos 2022 Pazartesi
RETRO: Nightwish - Century Child (2002)
Gruba ilgimi kaybettiğim albüm. Bu tür gruplar profesyonelleştikçe albümlerine ısınamaz oluyorum. İşin içine fazlasıyla hesap kitap giriyor gibi geliyor bana. Zaten kronolojik sırada dinledikçe dinleyeni şaşırtmamaya da başlıyorlar. Erkek vokal bir kaç yerde öne çıkmakta. Bu tür için mutlaka gerekli diyorum demesine de oek kaliteli bir seçenek ile karşı karşıya değiliz. Operadaki Hayalet, Slaying the Dreamer gibi bir çok pek çok hoş nakaratlı parça pinçik içeriyor. Tekrara düşmek gerekirse eskiden beri dinliyorsanız çok şaşırmayacaksınız, beklediğiniz boyu aşmayan sakin sularda yüzeceeniz.
6,75/10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













