Yalın, naif, sıradanlığın sarsıcı damgasını, çocukluğun ışık huzmesini taşıyan dizeler okuyanın gönlünü okşuyor. Diğer yandan yanyana sıralandığında bu dizeler, konuşma diline yakınlaşması şiirsellik konusunda soru işaretleri yaratıyor.
güldü / güpegündüz // kement oldu gülüşü/gök, yüzünü düşürdü gözlerine // kalbim. gölgesine sığındı gülüşünün
gökyüzü sen kokuyor/ellerim/aklım fikrim/üstüm başım sen/bende kalsın/yadigar
çocukluğuma akıyorsun
tanrıya inanmak gibi
tam kalbimin üzerinde
sevincim oluyorsun
tomurcuklar açılıyor
kapılar pencereler...
hadi
yollar ışıl ışıl
güldüğün yerlere göçelim
yağmurlu bir yolculukta/otobüs camlarına düşen/bir mayıs damlasıydın/seni düşündüm
avluda/akasya ağacının altında/çalı çırpı/yanında ocak/üstünde güneş/annemin avucunda/sıcak bir somun ekmek/güldü. tastamam oldu dünya
beni bırakma zamana/ uçup giden zamana / beni uçup giden zamanlardan al