9. sayının kapağı ise ayrı bir efsane olmuş.

Caz Kedisi'nin bu sayısı Özdemir İnce'nin Dünya Şiir Günü Bildirisi 2010'uyla açılıyor. Şiirlerine yer verilen isimler, Neval Savak, Tomas Tranströmer, Mehmet Mümtaz Tuzcu, İlker İşgören (bana korkacak bir umut bırakmadılar/ölen kurtuldu diyorsun ya/kurtuldu deyişin bir öldürme biçimi/bir eve, üç ölüm çok değil mi sevgilim?), Kadir Sevinç, Sarp Keskiner, Hasan Varol, Melih Elhan, Yusuf Alper, Emre Şahiner (Allah ile aramızdaki gerginlikti dağlar...Çekemez deklanşör pili bitik sabahı/Bana aguşunu açmış tarlalar.Tarlalar yeryüzü yaralarıdır/Kuşlar iyidir. Allah ne büyük), Gülçin Sahilli,İbrahim Tığ, Ufuk Aymaz, Gülsüm Işıldar, Melek Ertan ve Juan Ramon Jimenez. Ayrıca kara şiirin çınarı olarak lanse edilen Langston Hughes hakkında yazılan makalede de şairin Nehirler ismindeki şiirini okumak mümkün. Düzyazı alanında ise Hüseyin Peker (şiirin Y harfi) , Hülya Deniz Ünal(fanzin ağırlıklı), Ayşe Özgür Aydoğan (Korkuyorum Anne film eleştirisi), M.Mahzun Doğan (güncesi), Devrim Dikkaya (jazz ve şiir festivalleri) imza atan isimler. M.Mahzun Doğan'ın Bir Kazım Koyuncu Kitabı olarak tanıtılan son eseri hakkında kendisiyle yapılan söyleşi, Yeşim Ağaoğlu ile yapılan caz konulu söyleşi, Ümit Yıldırım'ın Hüseyin Peker hakkındaki yazısı, Barış Erdoğan, Özgür Balaban ve Yağmur Sunar imzalı diğer makaleler de derginin bu sayısını tamamlıyor.
Nehirler bilirim
nehirler bilirim dünya kadar yaşlı
ve insan kanının insan damarlarında akışından daha eski.
Nehirler kadar derindir benim ruhum.
Fırat’ta yıkandım ben, şafaklar henüz çok gençken.
Kongo’nun kıyısına kurdum kulübemi ve o bana ninniler söyledi uyurken.
Nil’i kuşbakışı seyrettim, üzerinde piramitler kurdum onun.
Abe Lincoln New Orleans’a indiğinde Missisippi’nin söylediği şarkıları duydum
ve gün batımında çamurlu göğsünün tümden altın rengine büründüğünü gördüm.
Nehirler bilirim ben.
Yaşlı koyu renkli nehirler.
Nehirler kadar derindir benim ruhum

Albert Camus kapaklı Düşünbil sayısı da tam Sartre okuyorken alınmayacak gibi değildi doğrusu. Dergide değerlendirmelerin bir çoğu Camus'nun Cezayir Savaşında aldığı tutum ve Sisifos söylencesi örneğinin altı çizilerek Sartre ve varoluşçuluk ile farkı etrafında şekilleniyor. Antik Yunan miti olarak Tanrıları bile kurnazlığıyla alt edip kızdıran Sisifos namındaki bir kralın ilelebet bir kayayı yokuş yukarı yuvarlamasıyla cezalandırılması olarak bilinir bu söylence. Tam tepeye vardığı anda kaya gerisin geriye yuvarlanır ve sonsuza dek bu döngü devam eder. Bu didinme bile hayatı olumlayan bir mutluluktur Camus'ya göre. Yazıların başlıklarını sıralayayım:
Camus:Evet ve Hayır Arasında, Camus Her Daim Yabancı Kalacaktır,Camus'da İçkinsellik:Varoluşsal Bir Tepki Olarak Kaygı, Yaşamayı Seçmenin Absürt Cesareti, 20. Yüzyıl ve Diyalektik Çıkmaz:Albert Camus'da Uyumsuz Duygusu ve İntihar,İntihar ve Saçmadan, Cinayet ve Başkaldırıya: Albert Camus'da İnsanın Sefaleti, Camus'nun Bilinçdışı, Kendine ve Ötekine Yabancı Başka bir Albert Camus, Camus Neden Varoluşçu Değildi?,Başkaldırı: Varlığa Yönelen Sesleniş, Camus'da İnsanlık Durumu. Ayrıca dosya konusu haricinde Senem Kurtar'la Söyleşi:Sartre ve Yazarın Elleri Neden Kirli?, Sadelik Gerekli Bir Erdem midir?, Varolmanın Dayanılmaz Şaşkınlığı, Kant'ın Bir Öğrencisine Yazdığı Mektubunda Kalp Kırıklığı Üzerine, Beckett Tiyatrosunda Hakikat ve Teatrele Giriş, Herakleitos'a Göre Görmeyi Bilmek, Stoacılar Günümüz Problemleriyle Nasıl Başa Çıkardı gibi farklı başlıklara rastlamak da mümkün ki bazı makalelerin içeriğinin kısa kaldığını söylemek mümkün.

Kayıp bir ruh yola nasıl çıkar?
veya
bir ruh nasıl kaybolur?
1. uzun yola çıkmaya hüküm giyilir
2. mataradaki suya tuz eklenir
3. azık olarak dünya üzerinde bir acı kök tadı seçilir
4. yaşanılan ısmarlama hayat terk edilir
5. gerisi zaten kendiliğinden gelecektir

Baykuş da amatör bir ruhla yayınlanan bir dergi. Renkli grafikleri ve çeşitlendirilmiş temaları ile dikkat çekiyor. Ünlü bestecimiz Münir Nurettin Selçuk, Virginia Woolf, Çehov Gorki mektuplaşmaları, Fikret Mualla, Rus şair Andrey Voznesenski ve Kemal Sunal gibi birbirinden farklı isimleri içeren bir yelpaze bu. İster istemez içerik tek odaklı bir bakış sergiliyor. Bununla birlikte mizanpajı ile ve farklı içeriği ile keyifli bir okuma sunduğu kesin. Son sayfalarında da bazı şiirlere yer verilmiş.
İnternet sayfalarında diğer bir kaç sayıya ulaşmak mümkün. Meraklısına.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder