30 Kasım 2023 Perşembe

Fahir Atakoğlu - Fahir Atakoğlu (1994)

 Fahir Atakoğlu'nun ilk albümü çıktığı dönem ve konseptten ayrı düşünülemez. Zira başarısını büyük oranda buna borçlu. İnternetin, cep telefonların olmadığı bir dönem vardı inanır mısınız? Mehmet Ali Birand ve Can Dündar gündemi etkileyen belgeseller yapıyordu. Habercilik diye bir şey vardı. Doğalgazın olmadığı bu vakitler ailecek bir odaya tıkışır pazar günü Bizimkiler'i, Olacak O Kadar'ı, Yasemince'yi izlerdik. Fahir Atakoğlu'nun müziklerini yaptığı bu belgesel programları da. Şu an bu geçmişi yaşamayanlar için ki pek çoğumuz o zamanlar aynı hayatları yaşıyorduk, bu albüm o kadar da etkileyici gelmeyebilir kulağa. Caz, new age, elektronik arasında salınan kolay dinlenir ve dramatik bestelerin bugün için bile kıymeti vardır diye düşünüyorum.

7,75-/10 

29 Kasım 2023 Çarşamba

Jack Kerouac - Yolda

 

50'li yıllar serseri Beat kuşağı edebiyatta gençler arasında pek ün yapıp sonrasında etkisini büyütmüş de büyütmüş ve klasikleşerek yeraltı edebiyatın başlangıcı olmuştur. Kutsal kitaplarından biri de bilmeseniz de okurken tahmin edeceğiniz üzere otobiyografik izler taşıyan ahan da bu eser: Yolda. Abd'nin doğusundan batısına, batısından doğusuna, oradan da güneye, Mehiko'nun içine yollarda aç sefil bir hayat geçiren ve bursluyla geçinen geçkin öğrenci Sal Paradise'ın ağzından 3 senelik bir seyri okuyoruz. Ancak asıl hikaye idolleştirdiği vurdumduymaz arkadaşı Dean'in etrafında gelişiyor. Yaşlandım mı bilmiyorum ama yarınını planlayarak, okuyacaklarımı, izleyeceklerimi, oynayacaklarımı ve işte yapacaklarımı kafamda tekrarlayarak kendini sakinleştirebilen bendenizi anksiyete krizlerine boğan bir okuma oldu. Doğaçlama yazılması edebi kaygıları baskılarken, yolu, hayatı, "hızlı" yaşamayı, cazı, bağlanmamayı (ilişki , mekan vs), berduşluğu, dostluğu güzellemektedir kitap. Savaş sonrası 50'ler amerikan muhafazakarlığının kurallarıyla cendere altına aldığı topluma tepkisel bir kaçış psikolojisinin timsali olarak  sadece edebiyatta değil tarihte de önemli bir konumda kendini bulsa da aynı zamanda iddia edilenin aksine edebiyatın neden yüzde yüz evrensel olmadığının da kanıtlamakta. Diğer bir deyişle sanki o kadar yolu ben teptim, pek yoruldum.

28 Kasım 2023 Salı

V.A. - Kiss My A**: Classic Kiss Regrooved (1994)

 

Kiss şarkıları ama daha değişik bir yeniden yorum meselesi şeklinde allanmış pullanmış. En bir popüler şarkıların olmaması ile dikkat çekiyor toplama kayıt. Klasik rock yorumları da var zira Lenny Kravitz ile açılışı yapıyoruz , Gin Blossoms, Extreme gibi o dönem bilinen isimlerle devam ediyoruz. Amma Anthrax gibi sert bir grup ile countryci Garth Brooks'u da yanyana duyabiliyoruz. Bir tutam da grunge. Albümün ilginci Black Diamond'ın sözsüz klasik müzik coverı ise sürprizi  Unholy'nin Alman baskısındaki Almanca endüstriyel punk yorumu olsa gerek. Kısacası beş benzemez bir arada ve modernleştirmeye çalışılan şarkılar aksine hiç de güzel yaş almamış. Yine de bir eğlence barındırıyor içinde.

6,75/10

26 Kasım 2023 Pazar

Tamikrest - Adagh (2010)

 

Tuareg blues denince bu grubun yeri bende başka. İlk albümü Adak (olsa gerek) 2010 yılında çıkmış. Güçlü bir çıkış olmuş elbette. Yine farklı duyguların tetiklendiği, bizi alıp başka bir dünyaya götüren, kah şenlik ateşinde kutlamaya katılacağınız kah cenaze merasiminde ağıt yakanlarla göz yaşı dökeceğiniz bir çalışma. Nedense türün diğer temsilcileriyle kıyaslandığında yeterince ilgi alaka görmüyorlar gibime geliyor. Onların kaybı, ne diyelim.

8,75/10

23 Kasım 2023 Perşembe

Sarathy Korwar - More Arriving (2019)

 

Politik caz hafiften sıkmaya başladı mı sizi de? Bu sefer İngiltere'deyiz ve İngiltere'nin sayıca zencisi Pakileridir. Yani eski sömürgesi tüm Hint alt kıtasından göçenleri. Bu arada zenci demek ne kadar kırıcı ve hakaretvari bir tanımlama ise Paki de öyleymiş. Bundan sonra öyle demeyelim. Ne diyelim ben de bilemedim. Kimse duymasın ama İngiltere başbakanı da Hint kökenli ve istifa eden bakanı da. Ve de gayet muhafazakarlar. Obama'nın Bush versiyonu gibim bir şey mi acaba. Neyse Sarathy arkadaş baterisinin başında ama besteleri ve pek çok arkadaşını toplamış, birbirinden ezgili Hindistan kokan, funk ve maceracı ve azcık spiritüel ve hip dereni hop etkili bir kayıt meydana getirmiş. Allahu Ekber bile geçiyor sözlerinde ki o kadar açık fikirli bir o kadar da cesurlar.  Niye bu kadar sarkastik takıldım şimdi? Çünkü müziğin sağaltıcı gücünün hayli bireysel olduğuna inandım bu aralar. Ayrıca kim ki eziliyorsa, sömürülüyorsa yıllardır belki de Allah'ın aptalları ve miskinleri sevmemesindendir.

7,75-/10

21 Kasım 2023 Salı

Genesis - Trespass (1970)


 Özellikle progresif rock/metal albüm değerlendirmelerinde başkalarının etkisinde kalıyorum ister istemez. Çünkü hemen her albüm büyük bir ilgiyle karşılanıyor, ayın elemanı, yılın heyecanı, yüzyılın klasiği gibi sıfatlarla layıklandırılıyor. Ben ise bir gariban, bu şamatayı anlayamıyor bir kenarda he he iyi galiba demek zorunda hissediyorum kendimi. Genesis'in ikinci albümü için de benzer şeyler hissediyorum. Ama artık cepcesur bir şekilde söyleyebilirim. Kimsenin beğenmediği ilk albümlerini bile bundan fazla sevdim. Tamam burada artık progresif rock, folk, fantastik hayaller, naiflik, akustik çalgı çeşitliliği, senfoni, şiirsellik içiçe geçiyor. O tarzın soundunu belirliyor albüm. Ama gitar yerine org liderlik ediyor şarkılara. Gitar da bir garip zaten 12 telli. Ve vokalde hala Phil Collins değil Peter Gabriel var. Hareketli ve melodik olduğu ölçütte dinlenebilir anları yok değil elbette. Tam tersine ezgilerin altı çizili olsa da hani, beni yeterince sarsmadı. Bir dahakine inşallah.

6,75/10

19 Kasım 2023 Pazar

Four Tet - Sixteen Oceans (2020)

 

Four Tet mahlaslı sanatçının bugüne kadar hiç bir albümünü dinlememişim. Burial ile hemhal olduğu ölçüde teklilerini bilmişim, o kadar. İşin aslı Burial'ı da hayalperest nostaljik ambiyans sınırına çektikçe Four Tet'e karşı bir antipatim oluşmuştu. Bu onuncu albümü de sözsüz üst kümede elektronik parçalardan oluşuyor. Bir yandan minimal tekno bir yandan da ambiyans arası bir hatta salınmakta. Beklediğimden daha somut karakterleri var parçaların. Hatta neşeli, güneşli ve renkli yüzleriyle Baby ve Teenage Birdsong umutlandırıyor. Yine de albümde çocuk sesleri, zil çıngırtıları, su damlacıkları, serçe çığırtıları kısacası dreamy atmosferik klişeleri duymak mümkün. Ve kaydın gerisini dinledikçe umudumuzun kısa çöpü çektiğini görüyoruz. Kaydın sonunda da bu ambiyans oluş, meditatif bir hale bürünerek hoş ama boş huzurlu bir duyguyu uyandıra uyandıra sönümleniyor.

6,75/10

17 Kasım 2023 Cuma

On Thorns I Lay - Sounds of Beautiful Experience (1995)

 

Bir gotik metal dinleyeyim diye canımın çektiği anlara konseri gelme ihtimaliyle Yunan kardeşlerimiz eşlik ediyor. Grup tür içinde ilk akla gelen isimlerden olmasa da istikrarlı faaliyeti sebebiyle öyle ya da böyle isimlerini duyurabilmiş durumdalar. Benim gibi üç-beş bilemedin bir iki vatandaş varsa konser öncesi dinlemeye başlayacak, sizlere sevabından bir iyiliğim dokunacak. Bu merhaba, biz geldik albümünü esterabim geçebilirsiniz. Fısıltıyla söylenen ama yüksek volümde mikslenmiş kliğn vokal, çok da etkilemeyen ama ara ara VAOWW çığlığıyla he iyiymiş dedirten brütal vokal, dönemine uygun ama kiç klişe besteler, bin kere duyduğumuz hem romantik hem epik beşibiryerde keyboard tınısı felan fiğlan. Araya bir adet black metal parça da karışmış, bu da grubun kafa karışıklığına delalet ediyor. Bir kaç yerde birden gitar enteresan bir şeyler yapıyor, böyle bir jazzy bir şey yapıyor, ona da he iyiymiş dostum diyorsunuz. Çok da zorlamamak lazım, zira zaman dört nala koşan bir at.

5,25/10

16 Kasım 2023 Perşembe

Be'lakor - Coherence (2021)

Yeni Bela Okur'a pek ısınamadım. Dramatik bir kopuş yok geçmişlerinden elbette, Opeth ve Insomnium benzeri frijit bir atmosfere yanaşma var. Sıkı bir albüm Allah var yukarıda lakin, lakin çokça da etkilenemedim. Genel kanı bu değişime olumlu bakıyor. Yine de herkesin kabulü şu ki en iyi albümü bu değil .

7,50-/10

15 Kasım 2023 Çarşamba

Hakan Peker - Yak Beni (2004)

Hakan Peker ilginç bir şarkıcı. . 90'lar pop furyasından da önce ismini duyurdu bir kere. Camdan Cama , Hey Corç  gibi pop hitlerini seslendirdi. 90'larda da sapasağlam durdu. Amma Velakin, Köylü Güzeli, Bir Efsane şarkıları da o döneme damgasını vuran şarkılarından ilk akla gelenler. Hatta Karam parçasını içeren İlla Ki albümü tam da o günlerin sonunda en çok satan albümlerden biri oldu. Dansçılıktan şarkıcılığa gönlünü kaptıran Hakan Peker kendini aşırı ciddiye alan biri de olmadı. Yaptığı müzik pop türünün krem şanti-köpük kısmı. Popun popu. Kendisi de biliyor bunu zira sesi de güçlü felan değil. Gönül işi bu ve eğlence , gerisi lafü güzaf. Bugün ise görmezden gelinen , kasıtlı unutulan, unutturulan bir isim sanki. Müziği olması gerekenden ciddiye almaya gerek yok. Eğlence sektörü bu sonuçta. Gündemde olduğu dönemin ertesinde çıkan bu albüm ise o döeneme özgü gerilemeyi sergiliyor. Albümün en güçlü şarkısı Taner'in ünlü hit parçası Affetmedim Kendimi coverı. Bununla birlikte alaturka pop cihetinde gayet keyifli, eğlenceli, yormayan şarkılar içermekte, kimisi de Felsefe gibi basbayağı irrite edici bir kitschlik sergiliyor. İşin garibi nakaratlar da güçlü. Albümün çoğuna hiç de yerli popu takip etmememe rağmen aşina olduğumun hayretle farkına varıyorum. Ama şarkıcının bir beş 10 sene  öncesini aratıyor tabi ki. Bir de çokça slow da içermekte. Demek ki bu albümde biraz ciddi olmaya da çalışmış gibi. Bu zaman diliminden bakıyoruz ki tutmadı bu çabalar.

6,50/10


14 Kasım 2023 Salı

Attila İlhan - Duvar

 bir şarkı gibi dağdan denize yürümüş


Attila İlhan ilk şiir kitabının sonraki baskılarında kendi şiirini ziyadesiyle tanımlayarak edebiyatta durduğu yerin altını çiziyor. Garip akımına, bireyciliğe ya da İkinci Yeni'ye karşı geleneğin, folklorün, toplumculuğun bayrağını dalgalandırıyor. 2. Dünya Savaşının gölgesi şiirleri belirleyen  önemli bir etkene dönüşmüş. Bu yüzden belki de kimi zaman kendini idamlıkların önğne dizildiği bir duvar kimi zaman direnişçi yerine koyarak  hürriyet şairi sıfatını kullanmaktan çekinmiyor. Türk şiirinde romantizmin piri diye bilinen, şiir entelijansiyasından da dışlanan ama her daim okuyucuyla buluşmayı bilen şairin ilk şiirleri kaleme aldığı esnadaki yaşı olan yirmiyi aşan bir olgunluk, ustalık göstermekte. İlk bölümde yetiştiği yörenin efsanelerinde epik halk türküleri geleneğiyle şiirleri biçimleniyor. Bu cihette imgeler sergileyen şiirden çok kah Kurtuluş Savaşı direnişini konu alan kah kırsal yaşamın zorluklarını irdeleyen poetikadan uzak pastoral öyküye yakın durmakta kitaptaki eserler. Şiirlerin bir çoğunun özel isimlerle adlandırılması tesadüf değil. 

deli gönül içlenir birden umud kırılır 

 kervan gözden nihan olur görünmez 

 gelir çan sesleri gelir yalnız 

 gelir çan sesleri ıraktan gelir 

 vakit ve saat gelince 

 karanlık gurbette bir gece 

 yıldızlar düşerken ağlanır 

 gözyaşı yürekten gelir 

 gel gelelim yıkılmaz gam sarayı 

 kale kapıları açılmaz 

 vurursun duvar sağır 

 vurursun kapılar sağır 

 bakarsın dört taraf kara 

 kapanıp yüzü koyun taşlara 

 mahzun düşünürsün 

***

benim gönlüm şarkıcıdır şarkı yakar aşk üstüne 

 şarkılarım deniz nefes şarkılarım pehlivan 

 kanat vurur rüzgara şahan gibi doğan gibi 

 hey gümbür gönül şarkımız dünyakaridir

Şair büyükşehirle tanışınca odak noktası da Nazım Hikmet'ın yaptığı gibi  işçilere, dünya savaşına ve harbin yurttaki olumsuz yansımalarına taşınıyor. Sonraki hattını belirleyecek romantizmin öğeleri daha çok erkenden inceden inceye sayfalara sızmaya başlamış. 

benim bir sevgilim var gözleri menevişli 

 her akşam yorgun kuşlar gibi erken yatar 

 yünlü dokur rüyasında ömrünü dokur

***

gördün mü yine nasıl kan kırmızı karanfiller 

 süt gibi bir ışık dökülmüş komşudan dalyalara 

 kalbimiz bir avuç su bir dilim ekmek 

 ve buğday savrulur gibi yıldızların doğuşu 

Şiirinin tarzı nasıl olursa olsun öyle yazıyor ki ciğerleri şişirerek sesli bir okuma ihtiyacı güdüyorsunuz. Modern bir destan olarak devam eden son çeyrekte kelimeler ardı ardına boca edilmiş.

kalbimizde insan ve hürriyet sevgisi 

 önümüzde insanlar ardımızda insanlar 

 yürüyelim sabaha kadar

12 Kasım 2023 Pazar

Haruna Ishola & His Apala Group - Mba B'Ejire Mba Yo (1975)

 

Apala müzik türü, kökeni Nijerya olan ve aslında ilahi formunda bir tür. Arabistan yarımadasından ve doğal olarak o kültürden çıkan bir dinin küresel yansımaları inanılmaz çeşitlilik gösterebiliyor. Demem o ki, bu kaydı dinlerken bu parçaların ilahi olduğunu tahmin etmeniz çok güç. Sibel Can fantazilerine söz yazıp söylenen moderen ilahilerimiz de öyle. Ama bu ikisinin artkasındaki niyetler nazarıyla karşılaştırma yapmak yanlış olur.  Afrika tamtamları yani vurmalıları eşliğinde daha çok vokal ağırlığında icra olunan parçalar birbirine benzer bir formül izliyor. Türün önde gelen ismi Haruna kendi repliğini söylüyor ve ardından bir koro cevap veriyor. Sürekli a b a b mısraları birbirini takip ettikçe hangi parça nerede bitiyor, diğeri ne zaman başlıyor, ayırt etmek güçleşiyor. Melodik olarak da yine Arap değil kıtanın yerel kültürü belirleyici. Dolayısıyla bizim kulaklarımız için yabancı ve egzotikliği beş bilemedin 10 dakika için geçerli.

6,50/10

8 Kasım 2023 Çarşamba

Felix Mendelssohn - Ouvertüren (1988)

Klasik müzikte uvertür parçalar bale, müzikal , opera gibi uzun programların girizgahı niteliğinde olan, o müzikalin genel temasını da tekrar eden hareketli canlı popüler ve doğallıkla kolay dinlenir performanslar olarak bilinir. Mendelssohn ise romantik dönemin önemli bir bestecisi. Romantizmin beni de bazen sıkan hülyalı terennümlere ya da pek hoş gelemediğim sessiz sakin bir flüt mırıltısından ormanların gümbürtüsüne bağlandığı çılgın dinamik yayılımlar gibi karakteristik özelliklere bu kayıtta da rastlamak mümkün. Etkileyici bir açılışla bazı melodilere kulaktan aşinalığı kısım kısım yakalıyoruz. Ama bazı parçalar ise türün müdavimleri için bile ender bulabilecekleri kayıtlarmış. Trompet overtürü bu minvalde dinleyiciyi şaşırtan bir aksiyon gösterebiliyor. Nihayetinde albüm tatlı ve hoş ama zararsız bir sada olmanın ötesine geçmiyor. Belki emsallerinden biraz daha olumlu pozitif ve renkli olmasıyla ayrılıyor besteler. Yine de romantizme dair kanılarımı değiştiremiyor hülasasıyla. Ünlü şeflerden Claudio Abbado'ya Londra Senfoni Orkestrası eşlik ediyor ki klasik arenada ilk beş kurumdan biridir herhalde. 


 7,50/10

5 Kasım 2023 Pazar

Radiohead - A Moon Shaped Pool (2016)

Grup gıcur gucurlu elektronik sahayla iyice hemhal olunca benim de hevesim kaçmıştı. Hala olumlu tepkilerin sürdüğünü görünce aradaki kayıtları geçip bu son albüme odaklanayım dedim. Son albümün de üzerinden yedi sene geçmiş.Ohara ne diyem. Bir kere grubun hüzünlü tavrını devam ettirdiği için çok sevindim yani üzüldüm. Hala ince ruhların gününü daha da berbat ettiğini duyabilmekteyiz. Süper! yani yuuuh. Berbat bir yıl geçirmenin de etkisiyle yer yer kadehe sarılacağınız yer yer bir kaç damla gözyaşı dökeceğiniz bir kayıt. Gitarın sesini özlüyoruz ama olsun. O kadar yokluk da var olsun. Benim özellerim Ful Stop ile Present Tense oldu. Nihayetinde hangi sebep Radiohead'ın her eseriyle ses getirdiğini anlayabiliyoruz. Her işi yeni bir heyecan dalgası yaratabiliyor çünkü.

8,75/10
 

2 Kasım 2023 Perşembe

Spectral Lore - Ετερόφωτος (2021)

 

Yeni black metal örneklerinden çok da farklı değil. Bu yüzden çok iyi yine de şahsen kişisel olaraktan benim için hep bir şey eksik. Sıkı ve gürültülü. Lakin güzel bir farklılık var. Grek black metali diye alt bir tür isimlendirmesini hakedecek bir ortaklıkta buluşuyor hemşerileriyle bir. Gitarın melodik nağmeleri. Kültürel olarak moderen batı medeniyeti her ne kadar kökenini, varoluş sebebini antik Yunan'a dayandırsa da aslında bir geçiş noktası olarak ve tam da kültürel olarak doğu'ya daha bir yakın mıdır ise değilse nedir? O yüzden millet olarak kulağımızda parlar bu işler. Işıl ışıl olur. Neredeyse Pentagram riffi duymuyorummudur. O gürültünün içine ustalıkla işlenmiş iğneli matkap dokunuşları da hipnotik etkisiyle yakışmışmıdır yahşidir. Eyidir eyidir.

7,75/10