17 Eylül 2019 Salı

Güven Erkin Erkal - Türkiye Rock Tarihi I:Saykodelik Yıllar

Türk rock müziğinin sevilmesi için radyo ve dergi programlarıyla yıllar boyunca emek vermiş olan ve arşiv çalışmalarıyla da hafızası olmaya çalışan sevdiğimiz Güven Erkin Erkal ile Şirinevler'de tanışma imkanı bulmuştum. Çocukkene de her hafta radyoda geri sayımlarını takip ediyordum. Nereden nereye, zaman geçiyor. Bir türlü devamını getiremediği bu kuşe kağıda basılı görsel şölen kitabıyla da yeri doldurulamaz bir işe imza atmış durumda. Caz müziğinin ülkemizde gelişiminden başlayarak 80'lere kadarki olan süreç oldukça kapsamlı bir şekilde okuyucuyu karşılıyor. Zamanda unutulmuş dedikodular, zor bulunan fotoğraflar, dergi ve plak kapakları...  ki kaynakçada yararlanan eserleri bile içererek ne kadar özenildiğini ortaya koymakta. Sadece bir şey var , kapsam geniş ama yeterince derin değil. Cem Karaca, Barış Manço, Selda Bağcan, Erkin Koray gibi isimlerin hayat hikayeleri ve müzikal yolculukları da eklenerek hacmin belki de iki katına çıkmasından endişe duyulmamalıydı. Evet, bu isimler hakkında yazılanlar bir kitabı doldurur. Naçizane görüşüm yine de beş on sayfa sığdığı kadarıyla büyükçe bir parantez açılabilirdi. Bu vesileyle yazarımızın sitesini de bulmuş durumdayım, geç olsun güç olmasın. İnanılmaz geniş dergi arşiviyle beni aylarca mutlu mesut meşgul edeceğine eminim. Şu an hayat benim için bayram oldu.

http://www.turkiyerocktarihi.com/

16 Eylül 2019 Pazartesi

UB0 - Greatest Hits (2008)

Pop musikisini İngiliz soul sosuna tabi tutup reggae usulü sunan bu nevi şahsına münhasır grubun derleme çalışması oldukça kapsayıcı görünmekte. Bilindik şarkıların ötesinde hoşunuza gidebilecek keşfedilmeyi bekleyen şahsi şarkılar bulmak da şaşırtıcı olmayacaktır. En azından bende olan o. Evet şarkıların atmosferi her zaman sizi dinlemeye sevk edecek mood zenginliğine sahip değil. Ancak dinlemeye başladığınızda hayal kırıklığı yaratmayacaktır. Üstelik vokalin yer yer sergilediği çiğliğe rağmen.

7,75-/10

15 Eylül 2019 Pazar

Asaf Halet Çelebi - Bütün Şiirleri

bilmemek bilmekten iyidir
...
tanımamak tanımaktan iyidir

Divan edebiyatı, tasavvuf ve Hint felsefesi ile yoğurduğu şiirleri tüm yalınlığına rağmen derin bir okuma sunuyor. Bu da dipnotları ve okuma rehberi ile oldukça doyurucu bir eserin yapı taşlarını meydana getiriyor. Bu noktada Seyhan Erözçelik'in sözlerine yer verirsek,
"Çelebi, modern bir şairdir. Sadece içeriği işleyişteki tutumuyla değil, getirdiği yeni ve kusursuz teknik yüzünden de moderndir. Yaptığı imaleler, kelime ve ses oyunları, yakaladığı musiki, kullandığı söz sanatları ve üzerinde durduğu konular , onu, geleneksel şiirimize de kopmaz bir biçimde bağlar."

bu can benden geçmeden
bu dünyadan göçmeden
bir tek seni sevmek çok değil
***

en son gördüğün yüz
benim olsun
en son benim uykumda uyu

***
vurma kazmayı
ferhâaad

he'nin iki gözü iki çesme
âaahhh

dağın içinde ne var ki
güm güm öter
ya senin içinde ne var
ferhâaad

ejderha bakışlı he'nin
iki gözü iki çeşme
ve ayaklar altında yamyassı

kasrında şirin de böyle ağlıyor
ferhâaad

***
ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrahim
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim


13 Eylül 2019 Cuma

Avantdale Bowling Club - Avantdale Bowling Club (2018)

Dinlediğimde cazla haşır neşir genç müzisyenlerin hip hop alemine giriyor havası verdiği albüm hakikaten de biraz öyle. Abd'nin getto mahallelerinidirekt çıkış noktası almadıkları belli, keza Yeni Zelanda'dan çıkagelmekteler. Sound caz ağırlıklı olmakla beraber ona uygun şekilde rap vörsleri de gayet keyifli. Uyum mükemmele yakın. Sound ilgi çekici pekiştirmelerle dolu. Ciddi mevzulardan bahsettikleri de kesin. ses olarak da hikayeciliklerini hissediyorsunuz. Kaliteli bir iş söz konusu. Hak ettikleri ilgiyi görecekler mi bilmiyorum ama ileride isimlerinden söz ettirecekleri kesin. F(r)iends, sözsüz Tea Break benim için öne çıkan parçalar.

7,75--/10

8 Eylül 2019 Pazar

Simon & Garfunkel - Sounds of Silence (1966)

Tüm zamanların en bir pek çok klasik parçaları arasında yer alan Sound of Silence'a imza atan ikilinin bu albümü de amerikan menşeli anglo-sakson folk pop ve sof rock türü içinde en bir pek çok klasik kayıtlar arasında adını geçirmekte. İlk dinlediğimde yaşadığım kültürel duyarsızlık dinledikçe erozyona uğradı ve ben de bir yere kadar sevenler arasına katıldım. Hala daha önce defaatlen dediğim gibi o ecnebi dünyayı kendime yabancı buluyorum. Ama artık rahatlıkla söyleyebilirim ki, abd'nin öyle böyle yörelerinden birinde yaşıyor olsaydım başucu kayıtlarımdan biri olurdu.

7,75/10

6 Eylül 2019 Cuma

BTS - Wings (2016)

Böyle saçma bir geceye böyle alakasız bir albüm. Demirin tuncuna insanın piçine kaldık derler ya, gün geçmiyor insanlıktan umudunu yitirmediğiniz bir an kalmıyor. Adam olmak diyoruz, cinsiyetten bağımsız, insanlığı kastediyoruz. Neyse, işin aslı hep böyleydi, geçmişe nostalji duymak tam bir saçmalık, ecnebiler bs diyor, değişen bir şey yok.
BTS durmadı, yürüdü, yürüdükçe saçma kliplerle karşımıza çıktı ve değerli zamanımızı harcamaktan kurtardı. Belki yeni kayıtların içinde düzgün şarkılar vardır, bilemem. İlgimi kaybettim çoktandır.
3 sene önceki albümüne bakalım. Hip hop'tan tropiğe, popa r ve de b'ye tam bir toplama albüm havası vermekte. Kayıt içinde bu şizofrenik değişikliklere yada uyumsuzluğa alıştıktan sonra parça başına gayet iyi iş çıkardıklarını söylemek mümkün. Blood, Sweet and Tears burada ki çok da sevmem aslında, Cypher  burada, J-Hope'un MAMA'sı burada , hani bilindik şarkılarını sayıyorum. Stigma, V'nin fenomal Singularity'sini hatırlattı. Am I Wrong'un cover olduğundan şüpheliyim. Takip eden şarkılar da çok farklı değil ama eğlenceli.
Nerede hareket, orada bereket de saçma. Hong Kong'da sömürge bayraklarıyla gösteri yapanları gördükçe gençlere verilen gözü kapalı destek midemi kaldırıyor Neden söyledim? Grubun gençlere kendinize güvenin, kendinizi sevin diye verdikleri mesajının aslında meritokrasi ve gerontakrasi altında ezilen Kore gençliğine yönelik olduğunun gözden kaçıyor olması. Global değil yani, üzerinize pek de alınmayın. Ohh söyledim rahatladım.

7,75-/10

4 Eylül 2019 Çarşamba

RETRO: Limbonic Art - Epitome of Illusions (1998)

Bu grubun kariyerini Cradle of Filth'e benzetmeden duramıyorum. İlk albümleri daha sert ve pek çok pek çokları tarafından beğenilen düzeyde iken sonraları daha melodik ve ulaşılabilir bir seyri takip ediyorlar. İşte bu süreç bu albümle başlıyor. Her ne kadar beğenileri azalsa da benim daha bir çok hoşuma gidiyor, vokal daha da çığırttıkça. Albüm kapağı çok saçma onu kabul edebilirim

7,75-/10

1 Eylül 2019 Pazar

Rammstein - Rammstein (2019)

Büyük bir heyecanla karşılandı grubun bu son çalışması. Aradan geçen 10 senenin etkisi şüphe götürmez bir gerçek. Grubun eksikliği, kendine münhasır tavır ve tarzlarıyla, piyasada hakikaten de hissediliyor. Hiç çaba göstermeden abuk ve de sabuk bir şeyler de kaydetseler mevcut tavırlarını korudukları sürece o kaydettikleri albüm kötü olmayacaktır. Almancam yok ama bilenler protest ve provokatif sözlerden bir eksilme olmadığını da söylemekte. Çıkış klibinde izlediğimiz gibi. Doğrusunu söylemek gerekirse bestecilik açısından basitleşen ve tekrara düşen yapılarıyla ilk dinlediğimde beni pek cezbetmedi albüm. Bir de üstelik yumuşamışlar ve endüstriyel pop diyebileceğim bir sounda bürünmüşler. Hatta Die Antwoord işlerini andıran girişi ile iki kaşınızı alnınızı katedip saçlarınızla birleştirecek Auslander gibi şarkıların şaşkınlığı da cabası.  Zeig Dich, yıllara meydan okuyan muhteşem vokal performansı ile Puppe, Weit Weg, Tattoo gibi rafine şarkılar albümü gayet kalkındırmaya yetmekte. Bir tık fazla melodik yapıya yaslanmasıyla, popüler bir anlayışla, kolay dinlenirlikle, doldur boşalt bölümleriyle malül olsa da ne yapıyorlar ne ediyorlar genele baktığımıza kaliteli bir iş ortaya koyuyorlar.

7,75/10

30 Ağustos 2019 Cuma

Annie Lennox - Medusa (1995)

No More I Love You's namındaki 90'lar hitinin yanında bir kaç dinlenir şarkıda içeren çalışma ait olduğu pop kulvarında kendini fazlasıyla ciddiye alıyor. Sonucunda kaydın geneline bakıldığında "dur kardaş" tuşuna bastığımızda akılda çok da kendi namına bir şeyler bırakmıyor. İşte buna sofistike yada indie pop diyoruz. Kıyaslandığında ilk albümün de gölgesinde kalmakta.

6,50-/10

26 Ağustos 2019 Pazartesi

Natacha Atlas - Diaspora (1995)

Etkileyici bir şekilde başlayıp ikinci yarısında ezanı seslendirdiği parça ardından elektronik terennümlerle tangır tungur yerlere kapaklanan bir çalışma. Yıllardır aklımda nedense daha elektronik tını yoğunluğunda bir şeyler yaptığı aklımda kalmış şarkıcının. Bildiğin Arabik pop. Yalnız çiğliğe ve basitliğe düşmeyen Avrupa görmüş hali. Bir miktar Ofra Haza tadı almadım değil. Ancak aradaki sene farkına bakıldığında beklentim daha riskli bir hamleye girişiyor olmasıydı. Yapmamış, etmemiş. Yarısını kesince pek güzel amma.

6,50+/10

25 Ağustos 2019 Pazar

Dying Fetus - Purification Through Violence (1996)

Death metal'den çok anlamamakla birlikte zaman zaman sert bir şeyler dinlemek istediğimde kulağımdan esirgemiyorum böyle sesleri. Bu da eskilerden kalma ama dinlemediğim sidilerde kalan bir kayıt. Gorul gurul vokaliyle grind'e göz kırpan kayıt tüm brütalliğine rağmen bence rifften ziyade gruuvi ritimlerine sırtını dayamasıyla tırnak içinde keyifli tırnağı kapa, anlar sunmuyor değil. Keyifli derken çok da ciddiye alınmayacak, sofistike olmayan şeylerden bahsediyorum. Grubun ilk uzunçaları ve takip eden çalışmaları daha fazla beğenilmekte diye ek bilgiyi de verip kaçayım.

7,0+/10

21 Ağustos 2019 Çarşamba

Ari Barokas - Lafıma Gücenme (2018)

Gerçeği söylemek gerekirse ilk dinlemelerimde hem Ari'nin ses rengi hem de sözleri sebebiyle kayda ısınamadım. Zamanla ise kendimi yüksek sesle eşlik eder buldum. Duman'ın neden sadece Kaan'ın grubu olmadığına işaret eden güzel bir çalışma. Tam da Kaan'ın solo çalışması ardından. Aslında bizim piyasada ecnebilerin singer minger song writer dedikleri Bülent Ortaçgil misali akustikiteye dayalı modern şehir ozanı tarza fazlasıyla ihtiyaç var. Ve kesinlikle bu tarzdaki ürünlerin neden daha fazla bilinmediğini ve kısıtlı çevrelerde kaybolduğunu anlamakta zorluk çekiyorum.

7,75/10

20 Ağustos 2019 Salı

Sigh - Heir to Despair (2018)

Japon folklorü, black metal, avangart, Iron Maiden, elektronika, progresif metal, epik, Jethro Tull, saykedeliya, hepsi bu albümde ve de üstelik birbiriyle hiç de çelişmeden uyum içinde. Zor iş ve Sigh bunun altından kalkıyor. Önceki albüm Graveward'a kıyasla sergiledikleri değişim olumlu yönde. Kaydın kapağı ayrı bir güzel.

8,25/10

18 Ağustos 2019 Pazar

Talk Talk - Spirit of Eden (1988)

O dönemde post-rock tanımlaması olduğunu sanmıyorum. Bu etiketlendirme retrospektif olmuş biraz. Caz esintili indie rock daha uygun bir sıfat gibi. Neyse, sosyal alemde otomatik de olsa bana ısrarla önerilen bir grup Talk ve de Talk. Ve sebebini dinledikten sonra daha iyi anlayabiliyorum çünkü dinlemeden önce anlamam mümkün değil. Bana hal ve tavır olaraktan hafiften Slint'i hatırlattı. Ama dinamiği daha güçlü bir yapıt. Sadece post-rock sevenleri değil indie rock çalışmalarını takip edenleri de ihya edecek bir albüm bu. Tek beni rahatsız eden şey bestelerin lineerliği oldu ki bu haliyle neden kaydın tür içinde baş yapıt olarak değerlendirildiğini anlamamı biraz zorlaştırmakta.

8,75/10

17 Ağustos 2019 Cumartesi

UP XIV #15-16-17

Böylelikle Underground Poetix dergisinin tüm sayılarını arşivlemiş oluyorum. 15. sayısı Michael Dickman'ın güzel bir şiirini, Laibach üzerine uzunca bir yazıyı, bolluk ekonomisi ve Marksizm üzerine yine uzun bir makaleyi, 2000 AD ismindeki İngiliz çizgi roman dergisi hakkında bir denemeyi içermekte. Kapak konusu ise gayet tiksindirici bir maçolukta Russ Meyers röportajını okuyucuya sunmakta. Pornografi ve şiddet öğeleri çizen Mavado Charon söyleşisi de cabası. Derginin son sayısı daha çok sırtını çevirilere dayamakta. İtiraf etmek gerekirse bu sayı kolay kolay sevilecek bir okuma sunmuyor bazı aşırı içeriği ile. 16. sayı ise tam tersine gayet sert bir entelektüelizm ile okuyucuyu sarsıyor. Kapakta gördüğümüz gibi yazıların hepsi Deleuze ve punk ve müzik felsefesini de içerir şekilde ikisi hakkında.
Kasım 2016 tarihli son sayı Erhan Kabakçı röportajı, Kafka, Ezra Pound, Burroughs'da böcek imgelemini irdeleyen deneme yazısı, Şevket Akıncı'nın uzunca bir şiiri, avangart performans sanatçısı Charlotte Moorman'ı konu alan yazı gibi çeşitli alternatif bir içeriğe sahip.

şimdi suçuna sığınmak çin
hangi doğanı seçeceksin?