28 Haziran 2020 Pazar

ROME- Confessions d'un voleur d'âmes (2007)

Müzikseverler farklı seslere maruz kalıp farklı duygulara güdülendiğinde ayrı haz alırlar. Çoğu zaman benzer sound üreterek güven duygusunu pekiştiren grupların da ayrı bir değeri olsa da maksimum keyfe bakarsak kıymet değeri yeni keşiflerde daha yüksektir. Artık 5. kaydını dinlediğim grup nasıl oluyor bilmiyorum,  hala bu ikinci kulvarda yer almama başarısını göstermekte. Şu albümü dinlerken yine yeni bir şeyle karşılaşmışcasına heyecanlanıyorum. Dengesiz ve uğursuz ve tatilsiz şu günlerde serin sular efekti yaratıyor. Çalkantılı lakin bir tsunami değil ve soğuk ve karanlık bir deniz, hissettiğim. Kadehimi Rome için kaldırıyorum, seviyorum sizleri.

8,25/10

27 Haziran 2020 Cumartesi

Brockhampton - Saturation II (2017)

Grup 2017 senesi içinde peşi sıra üç Saturation albümü çıkarır. Black Eyed Peas tadında pop sosuna sulanmış hip/hop yapan ve gruptan çok kolektif izlenimi bırakan grubun bu serideki ilk albümü kıyasen az beğenilse de eğlenceli ve maceracı yüzüyle görülen o ki benim daha çok hoşuma giden olacak. Bu kayıt biraz daha ehil ve uslu. İşitsel manada öyle. Sözlerin bir kısmını ben bile anlıyorsam dinleyicisini uğursuz seks/uyuşturucu/para rap üçgeninden kurtarmak istediklerini varsayabiliriz. Oturup okuyacak enerjiyi belki de üçüncü kayıtlarına bulacağım, o yüzden teyit etmekten kaçınıyorum.

7,0+/10

21 Haziran 2020 Pazar

Grand Magus - Wolf God (2019)

Bundan sonra yeni işiyle piyasayı titretecek bir çalışma yapana kadar Grand Magus dinlemeyeceğim. Sanki  tabi oldukları kontratı bitirebilmek için kaydetmişler gibi gönülsüz, isteksiz bir şey bu. En çok kızdığım şey de deli potansiyelin boşa harcanması. Bestecilik konusunda grup dışından birisinden de yardım alabilirler. Biraz farklılık iyi gelecektir. Yine söylemek gerekirse kötü bir albüm değil, hatta bir kaç parça gayet sıkı. Ama o ağır ezici riffler sizi beklentiye soktukça bir yere bağlanmadığını farkedince, ohhm yolculuk menzilden daha iyidir ohmm diye diye kendinizi motive ederek meditasyona başlıyorsunuz. Daha azı olmaz.

6,50/10

19 Haziran 2020 Cuma

RETRO: Morbid Angel - The Beginning (Bootleg)

Grubun 1985 yılına ait provalarının korsan kaydını neden dinledim, hiç bilmiyorum. Garip, sadece gerçekten ve hakikaten grubun geçmişini öğrenmek isteyen metalkafa fanlarına tavsiye ediyorum. 2-3 şarkının bir kaç versiyonu bulunmakta, Demon Seed, Evil Spells felan. Vokallerden biri King Diamond olsa gerek, diğeri de thrashy.  Daha kadro oturmamış bile. Prodüksiyon kalitesini sormayın bile. Artıları şu ki enerjik ve belirgin aksediyorlar, hani diyorlar ya umut vaat ediyor. Diğeri de konuşmalar, değişik vokal teknikleri, amatörlükleri ve akustik parçası ile ilgi çekici bir gariplik sergilemesi.

4,0+/10

17 Haziran 2020 Çarşamba

Forgotten - Of Past and Passion (2019)

Forgotten ilk death/doom gruplarından biri. Dünyada değil güzel yurdumuzda. Demolarını felan hatırlıyorum sanki Şebek günlerinden. Bu güzel kapaklı albüm uzun süren duraklamalar, dağılma, gerileme, fetret ve yeniden kuruluş  dönemi gibi uzun süreçlerin ardından çıkardıkları ikinci çalışma imiş. Duyar duymaz introyu ohh dedim, sıcağı yağmuru dengesiz bugünlerde serin bir esinti oldu. Gruuviliği, duygusallığı, sertliği, piyanosu, akustiği ayarında bir çalışma. Vokal dahi şık, her unsur birbiri ile uyumlu. Sorun şu ki süresi yarım saati anca geçiyor. Yavaş temponun, etkileyici atmosferin içine girdiğiniz anda kayıt bitiyor. Kayıt için gösterdikleri titizlik bu kadar belliyken ihtiyaç duydukları tek şey kadronun birlikte geçireceği, birbirlerine alışacakları, birlikte  üretecekleri kısacası ortaklaşacakları zaman olsa gerek.

7,0/10

Bleda S. Düring - Küçük Asya’nın Tarihöncesi: Karmaşık Avcı-Toplayıcılardan Erken Kentsel Toplumlara

Anadolu'yu doğusundan Kafkas ve Mezopotamya kültürel çevre uzantısı olması sebebiyle ayırarak tanımladığı coğrafya üzerinden tam da kitabın isminde geçirdiği dönemleri yani Epipaleolitik, Mezolitik, Neolitik ve Erken Tunç Çağı dönemlerini kapsar şekilde arkeolojik kazılar ve buluntuları üzerinden eleştirel bir yorum getiren bu kitap manipülasyona ve genellemelere dayalı kanılara savaş açmış görünüyor. Anadolu'nun tarihte medeniyetler arasında köprü görevi gören basit bir köprü, kavşak olmasının ötesinde iddia edilenin tersine tarihi dönemler içinde birden fazla yerel kültürün gelişimine yataklık ettiğini belirtmekte, yazar. Bununla birlikte Balkan ve Marmara'nın aynı kültürel çevreyi paylaştığı gibi kabullere, pek çok kronolojik mekan tarihlemelerine itirazını da okuma fırsatını görüyoruz. Zaman içinde yerleşimlerin, gömülerin, seramik gibi buluntuların değişimi  bilimselliğin ışığında ortaya konuyor. Bırakın manipülasyonu tahmin ettiği noktalarda bile çelişen ihtimalleri ortaya koymaktan çekinmemekte. Bir noktadan sonra arkeolojinin ayrıntısı içinde boğulduğu doğrudur. Ama anladığım kadarıyla sağlam bir duruşa sahip araştırmacı abimiz, akademik çevrelerin yorumları merak edilmektedir.

15 Haziran 2020 Pazartesi

Gabriel Faure - The Complete Music for Piano (1995)

4 CD'den oluşan ve piyanonun başında Kathryn Stott'un oturduğu bu toplu eserin bestecisi Faure, 20. yy'ın başında Fransa'da yaşayıp ürün vermiş bir isim. Debussy ve Ravel gibi bestecilerin gölgesinde kaldığı belirtiliyor. Çizgisi dönemini temsilen post-romantizm ve modernizm başlangıcı arasındaki geçişi yansıtmakta. İlk kayıttaki 6 parçalı Impromptus serisi dinamik yapısıyla, albüm kapağında görülebilen resimdeki somutlaşmayla kişisel ilgimi çekti. İkinci kayıtın tamamını Venedikli gondolcuların şarkılarından esinlenen Barcarolles oluşturmakta. Tamamlanması yılları bulan bu set çalışma buna bağlı olarak da ritim ve mod anlamında değişiklik sunuyor. Üçüncü kayıt bestecinin iz bırakan Noktürnleri ile açılıyor. Notaların arka arkaya sıralandığı çeşitli ritim çeşitlerini, senkop, toccato, içermesiyle hassas ve duygusal yoğunluğu sağlam bir dinleti imkanı sunmakta. Daha gürültülü ve karanlık havadaki devamı ise son sidide yer bulabilmiş. Son iki kayıt ayrıca Dolly Süiti, Preludelar, breveleri de içermekte. İster istemez bestecinin yapıtları değerlendirilirken eser bazında Chopin, Saint-Saens, Schumann , Liszt gibi diğer bestecilerle karşılaştırılmaktan kaçınılamamış. Hatta Chopin beste isimlerinde dahi kendini belli ediyor.
Piyano eserleri aslında mütevazi sayılabilir. Günümüzün gürültülü kayıtları gibi kendisini dinletmek için aşırı çabalara girmiyor, sevecaksın beğni diye bağırmıyor. Yani aylardır ara ara kulak vermeme rağmen ihtimam gösterip layığıyla dinleyebildiğimi zannetmiyorum, benim ayıbım. Diğer yandan bu iyi bir şey, hala keşfedilecek dolu dolu incelikler barındırdığı aşikar.

7,75--/10

7 Haziran 2020 Pazar

FKA Twigs - Magdalene (2019)

Önceki albümde uyandırdığı heyecanı bir türlü anlamadığım kardeşimizin ikinci albümü çok daha belirgin melodiler üzerinde yükseliyor. Z neslinin paradigmalarını oynattığı şeylerden biri de elbette pop. Bunun en başat göstergelerinden biri de bu albüm olsa gerek. Elektronik altyapının sterilliği duyguların sahiciliğini zedelemekte örneğin. Bununla birlikte bestelerdeki egzotik müdahaleler kayıt süresince ilgi alakayı uyanık tutmakta. Hatta neredeyse albümün tamamı farklı bölümlerden oluşan uzun bir progresif şarkı gibi. Ya da post-modern çağın duygusallığını temsil eden bir soundtrack. Post-pop gibi bir tanımı icat etmenin vakti geldi sanırım. Not: kaydın ortaları gerçekten sağlam.

7,50+/10

6 Haziran 2020 Cumartesi

Föllakzoid - I (2019)

Grubun space rock'tan minimal teknoya evrilmesi, paylaştığı elektronik altyapıya rağmen yine de ilginç. Minimini olmasa da bu minimallik hayalgücünü geliştirmeye imkan veren bir nefes arası sağlamakta. Kaydın son şarkılarında kalp atışı da hızlanıyor. Ama hayalimiz post-endüstriyel efektlerin yoksunluğu sayesinde marjinal bir dereceye varmıyor, vardığımız nokta ile idare edeceğiz ki hiç bir şey değil. Ufak ufak dokunuşların tekrarlayan ritimleri sıkıcılıktan kurtardığına şahit oluyoruz.Yine de hatırlatmak gerekli, bu tür bir musiki tam da benlik değil. en azından çok daha fazla yaratıcı dokunuşlar beklerim. Nihayetinde mensubu olduğu tür içinde gayet sıkı , eli yüzü düzgün bir çalışma olduğu aşikar. Ok, ne zaman space rock dönemine döneceksiniz arkadaşlar?

6,75+/10