24 Nisan 2023 Pazartesi

Tribulation - Down Below (2018)

 

Son dönemlerin gözde sert gruplarından Tribulation'ın popülaritesi sönmeye başladıktan sonraki yani güçlü iki albümü The Formulas of Death ile The Children of Night'ı takip eden kaydı olmaktadır. Öncesini bilmiyorum ama hakikaten de biraz görev icabı kaydedilmiş gibi gelmiyor da değil kulağa, gönülsüz ve isteksiz. Gotik ayarda hoş gitar işçiliği ve melodileri dışında vokalin de bazı anlar sıkı performansı albümü özel kılabiliyor. Ama heavy metal ritimleri üzerine bet kirli vokallerin havası da geçti, pek de tutamıyorum bu formülayı. Yine de yine de bunlar albümü zayıf bir eser kategorisine sokacak yoğunlukta tespitler değil. Sonlarda bayğı bir yavanlaşıyor yalnız.

7,0/10

23 Nisan 2023 Pazar

Deep Purple - Deep Purple in Rock (1970)

 Biraz görev icabı oldu zira bu albümdeki her şarkı zaten türün klasikleri arasında yerini bulmuş durumda. Speed King ve Child in Time bilinenler arasında olsa da diğerleri de çok farklı değil. Bu onyılın penceresinden objektif bir bakış açısıyla parçaların dönemin saykedelik etkisiyle özellikle sololarda o da bazen, yoksa sıkı ritimler ve bestecilik de çok belirgin, dağınıklık göze çarpıyor. Tek tek parçaları dinlerken farketmesek de, fark etsek de parçaların karakterizasyonuna bağlasak da bir albüm içinde toplu halde dinlenince zihninizin de biraz dağılması oldukça normal. Bir de nasıl bir versiyon dinlediysem artık, yüzyıllık felan olsa gerek. Kirli tonlar, cazırtılı gitarlar, bayağı ciladan uzak bir prodüksiyon. Niye o kadar etkilenmedim, bilemedim.

8,25/10

19 Nisan 2023 Çarşamba

Lars Hollmer - Från Natt Idag (1983)

 

Kapağında Lars abinin böyle delişmen delüşmen baktığı albüm hiç de imajdaki rock havasını vermiyor ama abinin bir rock kariyeri yok da değil. Daha progresif ve deneyselci geçmişi bu kayda da damgasını veriyor. Veriyor da ana tarzı nedir? Yer yer karnavalesque , sirk de soley kıvamında İsveç halk musikisi. Ve bir akerdeon bu kadar mı değişik çalınır? Değişik demişken çoğunlukla sözsüz synth parçalardan oluşan bu kayıt bir yandan da caz etkili chamber folk gruplarını da hatırlatmaktadır. Handikapları ise pek çok deneysel eserde rastladığımız sinir bozucu anları yaratmaktan hiç de eksik kalmaması ve diğeri de atari oyunu müziklerini andıran ucuz synth tonlamaları. 

6,25/10

18 Nisan 2023 Salı

Kelly Lee Owens - Inner Song (2020)

 

Kelly kızımız elektronik tür içinde kendine özgü bir alan açmayı başaran daha gencecik, hayatının baharında bir sanatçımız. Her ne kadar alternatif pop ile tekno arasında bir yer diye nitelendirilse de sondaki daha belirgin ve basların titrediği şarkılarda olduğu gibi o noktada daha başarılı. Zaten ambiyansa kayan pop ve art pop gibi çizgiler pek de bana hitap etmez. Tech house denen alt tür aşırı tekrar eden minimal ritimlere yaslanmakta olup özellikle sinir bozucu bir melodiyle birleşince o tekrar beni baymaktadır. İki parçada felan buna da tanık olmamız albümün geneli için iyiye işaret değil. Lakin yine 2 şarkıdaki , farklı 2 şarkıdaki bas ritimlerin güzelce ve yavaşça yükselerek inşası ve dinleyene verdiği serum etkisi de gayet iyiye işaret. Tür içinde iyiler arasında yerini alan albümün yankısı tür itibariyle bende bir kademe aşağıda olsa bile en azından parçaların yarısı gayet dinlenmeli tavsiyesini hakediyor.

6,75/10

14 Nisan 2023 Cuma

Prokofiev & Ravel - Cinderella Suite / Ma mère l'oye (Marta Argerich, Mikhail Pletnev, 2004)


 Genel kanı ile yine ters düştüğüm bir klasik eser. Rus bestekar Prokofiev'in 2. Dünya Savaşı esnasında yazdığı balenin 2 piyanist için uyarlaması konu aldığı Sinderella masalının tersine bana hani ingilizler hollow diyor ya böyle neşesiz ve depresif boş boş yankılanır gibi geldi. Vals sahnesi neyse anlamamak mümkün değil iyi hoş ama finalde mutlu olup evlenmiyorlar, sanki Romeo ilen Juliet gibi intihar ediyorlar. Aklımdan ise geçen şey şu, klasik müzikte erken modern örnekler bana pek hitap etmiyor. Ravel'in Anne Kaz suiti de iki piyanist için yazılmış. Kısa, şirin ve oldukça renkli bu çalışma çocuklara yönelik bestelendiğini hemen belli ediyor. Ama naifliğinden ötürü akılda kalıcılığı sınırlı.

6,25+/10

12 Nisan 2023 Çarşamba

The Ruins of Beverast - Rain Upon the Impure (2006)

 İlk iş olarak kaydı kontrol etmekle başlıyoruz, böyle bir ses kalitesi görülmemiştir duyulmamıştır çünkü. Bir kaç kaynaktan yapılan kontroller neticesinde kaydın lo-fi değil lololo-fi olduğunu anlıyoruz. Ama bu albümü yere göğe sığdıramayanların tersine ben belirtilen hipnotik ambiyans hissiyatını paylaşmaktan uzağım. Bateriler ki takatukalar göz dolduruyor, bir yandan mikste biraz önde. Bu da gruptan beklediğim ve bu albümde eksik olan sansasyonal çarpıcı baskın ezici ifadenin en azından sıfırlanmadığını gösteriyor. Etkileyici olan şeylerden biri ise elbette gregoryan koroların tabiri caizse güzelliği. Böyle böyle anlatırken çok sevdiğim grubun gelgitli hallerinden gittikçe ağırlık kazanan ve grubun karakteristik özelliğine dönüşen şeyin beni soğuttuğunu kavrayıverdim. O da boğucu doom metal havası. 

7,50+/10

10 Nisan 2023 Pazartesi

Nazan Öncel - Göç (1995)

 

Sadece yayınladığı zamana değil, coğrafyasına da ait olmayan hatta bugün bile yabancısı kaldığımız yer yer de unutulan bir albüm bu. Nazan Öncel'in çıkış yaptığı, popüler bir konuma ulaştığı yılları takiben sanatçının kendini canı istediği gibi ifade ettiği bir ara dönemin ilk adımı. Başka bir boyuttan sızan hüzünlü sihrin sis gibi kapladığı bir dalgayla yavaş yavaş bünyeyi ele geçiren (tam anlamıyla değil ama bu farklı yönüyle Bülent Ortaçgil de aklıma gelmedi değil) albüm Türk pop tarihinde özel bir yerde konumlanıyor. Hüzün dediysek de derbeder arabesk değil, alışılmadık melodiler alışılmadık sözlerle samimi ve yalın bir şekilde modern bir ozan bilgeliğiyle kadın duyarlılığıyla icra olunuyor. Neşenin eksikliğinden hüzün diyoruz yani. Bir süre sonrası da dinleti bir deneyime dönüşüyor zaten.

8,50+/10

5 Nisan 2023 Çarşamba

V.A. - Éthiopiques 2: Tétchawét! Urban Azmaris of the 90s (1998)


 Ethiopiques serisinin ki bildiğim kadarıyla otuzlara varmış durumda, bu ikinci eseri tek bir enstrüman eşliğinde türkü tüttüren Etiyopyalı ozanların yani azmarilerin eserlerine odaklanıyor. Bu kadar yalın bir sesle temponun, çığlıkların, ıslıkların eşliğinde daha ilk iki şarkıda parti modunun yakalanabilmesi takdire şayan. Yalnız aynı şarkıcıya ait testere sesli çalgı eşliğinde söylenen 4 ve 5. parçalar direkt kayıttan silinmeli. Sonrası da gelgitli, iyi ve vasat anlar bir medcezir.  İlkel duyguların direkt teşhiri ve insanlığın coşkusu bir yandan, bir yandan da o coğrafyada da somutlanan insanı insan yapan şiddete meyilliği. Anlayamıyorum çoğu zaman.

7,50/10

2 Nisan 2023 Pazar

The Browning - Hypernova (2013)

 

Transcore hala bir şey mi, bir şeyler kaldı mı bilmiyorum ama bu albüm nispeten bu denemenin patlama yaptığı 2010 başlarında çıkagelmiş. Hala faal olan grubun ikinci uzunçaları. Bilimkurgusal bir konsept var gibi görünüyor sanki de hiç merak edip sözlerini kurcalamadım doğrusu. Trance minvalindeki elektronik ritimler ile metalcore arasında güzelce bir dengenin ortaya konduğu (güzelce derken metalik kısımlar beklenildiği kadar baskın değil) yapı üzerinde genelde pek de hazzetmediğim tarza özgü brütal vokaller ile inşa edilmiş. İki türe ayırırsak ikisi için de orijinalite içermiyor. İşin esprisi sentez yaptık beyanına dayalı. Büyük bir ama var, Slave namındaki güzel şarkı. Oryantal ezgi ile farklılaşma yakalanmış, bateri takataka infaz timi kıvamında. Ya da Fearplex'deki elektronik manipülasyonlar. Kısacası farkılaştırma adına da en azından bir çaba gözlenebiliyor. Trans tekno ağırlığından da korkmuyorlar. Dinlerken kafanız agresifliği (çoğu yerde de bu kompozisyon için gereksiz) de kaldırıyorsa manasız bir adrenalinden keyif alabilirsiniz mi acaba...

6,25/10

1 Nisan 2023 Cumartesi

Asia Minor - Points of Libration (2020)

 

Grubun 40 sene önceki ilk çıkış albümü ardından son albümü işte budur. Bir önceki kayıtlarıyla da arasında 30 sene var. Dolayısıyla bu kayıt yeniden bir araya gelip toparlandıkları bir dönemi temsil ediyor. Ve işin güzel tarafı şu, sanki hiç o kadar uzun süre ara vermemişler gibi. Bir de üstelik zamanın getirdiği deneyimler yeni şarkıları derinleştirmiş, zenginleştirmiş ve sanki gerçeklikle bağlantısı daha da güçlenmiş. Flütlü senfonik tarafı ağır basan progresif seslerin gerçeküstüne temayülü de güzelce dengelenmiş. Günün sonunda yüzümde keyifli bir tebessüm uyandırıyorsa bir albüm,o albüm iyidir. 

7,25/10