27 Şubat 2022 Pazar

Antimatter - Black Market Enlightenment (2018)

 Artılar: prodüksiyon ve düzenlemeler, synth tonları, Eddie Vedderesq çınlamalar, saksafon, kemençe (kabak kemani mi yoksa), yaylılar, alternatife göz kırpan modernist sound

Eksiler: melankolinin sınırları zorlanıyor, drama için gösterilen çaba çok fazla bkz vokal vibrasyon, diğer bir deyişle küçük emrahçılık, bestelerin özüne inildiğinde düz ve aynı formüle dayanması, 

Sonuçta gurubun tek sahibi olan Mick Moss'un besteler ve vokal icrasında da başkalarının desteğiyle hareket etmesi ilerideki günler için hayırlara vesile olur. Yoksa pek bir severiz işlerini.

7,75/10 

25 Şubat 2022 Cuma

Philip Glass - Glassworks (1982)

 

Denk geldiğim kadarıyla döngülerin kısalığı ve tek boyutluluk sebebiyle klasik müzikte minimalizme şüpheyle yaklaşmaktan başka seçenek yok benim cephemde. Bu albüm daha bir değişik. Elektronik etki bir yana aynı anda post-minimalist de olabilen yani üstte ve altta ayrı akıntıyla ilerleyebilen daha renkli ve aydınlık ve parıltılı bir dinleti. Bırakın dinlerken boğmayı gayet keyif de verdi. Hayalgücünü harekete geçirebilen çalışma yine de minimalizmin beni sıkıntıya sokan yanlarına dokundurup bir hatırlatmaktan vazgeçemiyor. Dinlediğim versiyon In The Upper Room bestesinden de bazı parçalar içermekte.

7,25/10

21 Şubat 2022 Pazartesi

SUMAC - May You Be Held (2020)

 

Her zaman dinleyemeyeceğiniz, hatta pek çok pek çok dinledikçe dinlenebilir kıvama gelen ağır tempolu, emprovize dr0nstik doomtrik post-metal sludge metalik bir abide. Akmayan bir şey, damarsız mermer kaide. Çuvaldızlardan mamul taht. 

6,50-/10

17 Şubat 2022 Perşembe

Rhapsody - Symphony of Enchanted Lands (1998)

 

Gay metal olmasının dışında bir sorun yok. Şatafatlı, pullu, pudra makyajlı, barok perukalı, yüksek topuklu, efenimler cicimlerli, beyaz taytlı, kelebek ayakkabı tokalı bir şeyler. Amma beklediğinizden çok daha teknik ve progresif bir tarafı var bu senfonik power eserin. Grubun ikinci albümü ve ilkinden sonra yerlerini sağlamlaştırmıştı. Tür içinde yeni bir kulvar açmışlardı. Bir yere kadar benim ilgimi çekmekle beraber bir noktadan öteye hiç gidemiyorum. Yine de o noktaya kadar yaman bir ejderhanın sırtında Keloğlan, Sünger Bob ve Usta Yoda ile uçmaktan keyif alıyor olacağım.

7,75/10

16 Şubat 2022 Çarşamba

RETRO: Nightwish - Oceanborn (1998)

 

Mevzu bahis Nightwish olunca ben eşeğe tersine biniyorum. Grubun en sevilen ilk yada ikinci albümü bu. Vokaller tamamıylen Tarja'nın soprano vokaline emanet. Başarıyla harmanlanmış senfonik ve power metal harmonileri belki biraz vokal biraz da teyatral etkiyle gotik lezzet de içermekte. Besteler zaten güçlü melodilere sahip. Hareketli, eğlenceli ve yeri geldiğinde duygusal. İlginçtir hemen hemen her parça damarlara gaz pompalayan bir şekilde açılmakta. Yalnız bir albüm boyunca soprano vokal dinleyebilme yetiniz varsa. İşte o bende yok. Bed de olsa nalet de olsa bir erkek sesi arıyorum yanına. 

6,75+/10

13 Şubat 2022 Pazar

Soen - Tellurian (2014)

 

Tam Türk işi bir metal bu. Draması bol, melankolik duygulara hitap eden, efkarlı melodik dumanlı dağlar off off. Ha, yalnız yıkıcı bir atmosfer içinde boğulmuyoruz, bu da iyi bir şey. Öncelikle Lotus'dan farkı alternatif modern etkilemin biraz daha hafif seyretmesi. Bu kayıt Tool, Opeth ve Riverside kırması olmasıyla tanımlanıyor. Ben de ekleyeyim ucundan : Pain of Salvation, Katatonia. Korkutmasın bu isimler, zira bunların arasından kendi kimliğini bazı kusurlarla da olsa kurabilen grup gayet dinlemesi keyifli ve aksine kolay bir çalışma kotarmış. Tümsel uyum albümün güçlü tarafı ve de zayıflığı. Diğerleri arasından dinleyeni titreten bir parça pek de öne çıkmıyor. Kişisel favoriler yada hoşnutsuzlukların olması bu gerçeği örtmüyor.

7,75/10

10 Şubat 2022 Perşembe

Barış Manço & Kurtalan Ekspres - Yeni Bir Gün (1979)

Soundun dinleyiciyi gürültüyle dört bir yandan sarmalamasına gerek yok. Şu analoğun tatlılığını hiç bir şey karşılayamıyor. Bazen incelikler daha önemli, bazen değil çoğu zaman. Bu bir. İkincisi funk'a uzanan batının progresif  altyapısı ile geleneksel melodilerin zıtlığı, kırılgan bir performans aracılığıyla sırlı sisler arasında büyüleyici bir deneyim sunuyor. Müzik denen şey bu. 
 

8,50/10

8 Şubat 2022 Salı

Shu-de - Voices From the Distant Steppe (1994)


 Tuva türkülerini dinleyip de, duyan demiyorum 1 saatini verip de herhangi bir kaydı dinlen mevzu bahis, sevmeyen var mıdır acep? Bu albüm de diğer benzerleri gibi gayet keyifli bir kayıt. Fark nedir? Şudur ki bu albüm daha otantik, avrupalı amerikalı dinleyicilerin beğenisi biraz daha az gözetilmiş gibi. Gibi diyorum, çok da bilmiyorum geçmiş hikayesini bu projenin. Bu sebeple de parçalar delice bir çeşitliliğe sahip. Sound olarak bir konseptin ağırlığını sevenler, ben ben!, için bu değişken duygular biraz kafa karıştırıcı olabiliyor, diğer bir deyişle. Sadece gırtlaktan söyleme teknikleri, ıslık türküleri değil, şaman ayinleri, halk şarkıları da var. Rap gibi bir söz dizisini de duyduk sanki parçalardan birinde. Yalnız bir parantez açayım teknik vokal olarak şu ana kadar dinlediğim en yetkin çalışma belki de bu türü içinde. 

7,50/10

3 Şubat 2022 Perşembe

Arcturus - My Angel (EP, 1991)

 

Sadece iki parçadan oluşmasına rağmen tekli değil EP olarak piyasaya sürülen bu erken dönem black metal çalışmasında kafayı takacağımız şey elbette bu değil. Tam da şu ürkünç kapağın uyandırdığı hisleri müziğinde de alacağınız kesin gibi. Mağaradan seslenen boğaz tırmalayan inleyen sızlayan vokal, endüstriyel tınıda gitar tonu, cırrıklayan ama romantizme her nasıl olabiliyorsa kayabilen keyboardu ile gürültülü olmamasına rağmen kafayı dolduran My Angel, daha black metalin soundunun oturmadığının mı dalaletidir yoksam bu kadar erken bir dönemde dahi deneyselliğe bulaşan bir becerinin ürünü müdür, dinleyen karar versin. Diğer parça Morax senfonik black metalin yırtıcı kırıcı tarafını da gözönüne seriyor. Ortak noktaları kayda damgasını veren ve ilginçtir 80'ler post-punk gotik musikisini andıran güçlü atmosferi. Bu sebeple kült statüsüne kavuşmuş bu çalışmaya kulak vermiş bulunmaktayım. Lakin süre babından kısalığı ve bestelerin dağınık progresif yapısı kendisini kolay anlaşılır kılmıyor. O döneme ait uzun bir kaydını dinlemek benim için daha mantıklı olacak.

6,25/10

2 Şubat 2022 Çarşamba

Jucifer - Nazm (2020)

 

Jucifer kökeninde sludge'lık yatan ömrünü konser turlarına adamış göçebe bir evli çiftin grubuymuş. Albümlerinde metal ve diğer türlerin etkilenimleri büyük çeşitlilik göstermekteymiş. Bu 8. uzunçalar ise belki de en farklı eserlerimiymiş. Kadın vokal eşliğinde Arap müziği. Hint müziği etkisi de bariz mevcut. Fakat besteler ve icra stoner kafasıyla yapılmış. Atmosfer bir nevi saykedelik. Anadolu rock'ın Arap/Pakistan versiyonu hani neredeyse. Bir o kadar da geleneksellik çarpıtılmış. Kendini tekrar loop seviyesinde. parçaları 1'er dakika ile ilerletip kulak verdiğinizde bıraktığınız yerden devam ediyor gibisiniz. Bazı parçalar egzotikliğiyle hemencecik sizi kucaklıyor. Dinledikçe bu ortadoğu karnavalı daha bir güzelleşiyor. 

7,25/10

1 Şubat 2022 Salı

Nuri Salman - Yolculuk Sürer / Kurtuluş Kendini Anlatıyor: Daha Dinmiş Değil Fırtına

DY hareketinin Tunceli kırsalında tek başına kalan son temsilcisi Nuri Salman bir yandan kendi hayatını ve mücadelesini anlatırken sadece Dev Yol'un değil diğer hareketler üzerinden bulunduğu coğrafyadaki solun bir resmini çiziyor. Yolculuk Sürer... başlığındaki bu kitap da bunun tanığı.

Dipnot'un Kurtuluş Kendini Anlatıyor serisinin bu kitabı ise hareketin Ankara komitesi üyeleri ile yapılan söyleşileri içermekte. Burada dikkatimi çeken iki şey bulunuyor. O dönemdeki kadın ve eşcinsel hakları konusunda sorulan soruların gayet mantıklı bir şekilde boşa çıkıyor olması. Çevre ve yeşil siyaset konusu eksik kalmış bak. Diğeri de sondaki röportajlara gelene kadar hareketin daha doğrusu yayınevinin bu söyleşi kitabında verilen cevaplara baktığımda,  hatta konukların özeleştiri bile yaparken ortaklaşması, sansür uygulama ihtimalini uyandırması. Ancak sonlarda şeflere ve yöneticilere yönelik eleştiri dozajı artınca bunun sebebinin oto sansür olduğunu anlıyoruz. Tabi bu iki anlatının ortak eksik noktası 90'lardan sonrasına pek girmiyor olması.