7 Temmuz 2013 Pazar

Summoning - Old Mornings Dawn (2013)

Bu seneye bomba gibi düşen bir yapıt bu. Uzun uzun dinledikten sonra ki albümün uzun daha doğrusu çoook uzun dinlemeler sonrası etkisini bir miktar kaybettiğini söylemeden geçemeyeceğim, eski albümlerini tekrar dönmeksizin şu karara vardım: Hayır, bence grubun baş yapıtı değil, Let Mortal..'ı bir kere daha kulak vermeden bu kanıya varmak da hatalı, ama yine de kıl payı gerisinde kaldı diye düşünüyorum. İkili hepimizin bildiği bol tekrara dayalı Tolkien atmosferini devam ettirip üst bir seviyeye çıkarmış bu albümde. Her zamankinden çok daha kolay bir dinlenirlik sunuyorlar bir kere. Yine biliyoruz ki uzun besteleri genellikle synth ile yapılan kısımlar ve atmosferik black metal kısımlar olarak birbirine entegre parçalardan oluşuyordu. Bu sefer sadece üflemeli çalgılara ağırlık vermeyip çok değişik folklorik enstrümanların sesini yansıtan synth, olabildiğince epik ve can alıcı melodileri dinleyici ulaştırırken, bu melodiler metal kısmına da sirayet ediyor. Dolayısıyla ortodoks black metalcilerin zaten sevmediği öğeler çifte kavrulmuş şekilde önümüze çıkıyor. Tabi ki de Summoning'i biz böyle seviyoruz. Sağladığı çeşitlilik sayesinde ambiyans ağırlıklı önceki albümü aşmaları tam da tercih ettiğimiz bir şey zaten. Albüm Elfçe olduğunu zannettiğim bir metnin bayan vokalce dillendirildiği görece zayıf bir introyla açılıyor. Flammifer ile eli yüzü düzgün bir çalışma dinleyeciğimize dair bir kanı elde ediyoruz. Hemen arkasından Old Mornings Dawn ile beynimizden vuruluyor ve bu tahminimizin erken gerçekleştiğini anlıyoruz. Oldukça dramatik havası ile White Tower grubun eski günlerini hatırlatan oldukça beğendiğim cızırtılı gitar tonu ile açılıyor. Devreye giren bayan vokalin ağıtsı pasajı neticesinde tepkisel olarak Khazad Dum'dan daha yürek burkan bir parça galiba şeklinde ifade edilebilecek hayret nidası atmama sebep oluyor. Ve bu şüphe albüm bitene dek bir kaç kez daha aklıma gelecek. Caradhras ise keman nağmeleri ile açılıyor, gaydaya benzeyen zurnamsı bir tona bağlanıyor. Perküsyon ise daha oynak, hatta oryantalizmden etkilenmiş bile diyebiliriz. Yine de albüme hakim olan hüzünlü atmosfer bu şarkıya da yansımış durumda. Çığlık vokaller bu umutsuzluğu yansıtıyor nakaratta. Aynı zamanda albümün de genel özelliği olan gitarın etkisine burada da şahit olmak mümkün. Bu albümde sadece atmosfer yaratma destekleme ve kollamaya yönelik davranışı değiştirmiş grup. Daha önce söylediğim çeşitlilik de en iyi bu şarkıda tanımını buluyor. Piyano ve koro vokal (tabi ki de grup bir koro kiralamadı, bateri dahi kullanmayan bir grubun bu soundu nasıl elde ettiğine yabancı olmasak gerek) Of Pale White Morns altta nehir gibi akan cızırtılı gitar harmonisi, vadide yankılanan kartal çığlıkları ile atmosferi güçlü bir şarkı, bayan vokalin uğğlaması da eklenince tüyler diken diken oluyor elbet. Müzikal olarak ise albümün zirvesini geride bıraktığımızı ve inişe geçtiğimizi düşünüyorum. Takip eden The Wandering Fire ile grubun daha tanıdık sounduna geri dönüyoruz. Kendi içinde güzellikleri taşısa da diğer şarkıların yanında oldukça dengeli yapısıyla zayıf kalıyor. Son şarkı Earthshine yine koro, sinematik yaşlı anlatıcı adamın epik monoloğu, flüt, trampet tınlayan synth gibi farklı etkilerin altında. Fakat bu noktada artık yorulmaya başlasak da bonus parçalar sayesinde artan tempo dikkatimizi toplamamıza yardımcı oluyor. Oynak temposu, flüt eşliğinde anlatıcı vokalin sayesinde edindiği destansı atmosfer The Darkening of Valinor'u, eski eneski günlere selam çakmasıyla With Fire and Sword kendilerini bonus parçası olmalarına rağmen değerli kılmasını başarıyor.
Evet, öyle heyecanlandım ki hiç sevmediğim bir şeyi yapıp parça başı çalıştım. Fakat değerlendirmem bu minimal bakış açısının üzerinde bütüncül bir kapsama tabi olacak. Atmosfer denince ilk akla gelen grup olan (özellikle gruplardan biri demiyorum) Summoning ancak böyle değerlendirilebilir çünkü.

9,50-/10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder