24 Aralık 2009 Perşembe

Carol Berg - Rai-Kirah 2: Revelation

Serinin ikinci cildi iblislerin kökenini araştırma gayretiyle birlikte Ezzaria toplumunun hoşgörüsüz bağnazlığının idrakına varmamız sebebiyle çok daha sürekleyici, nefes nefese okunacak bir eser olmuş. Elbette kusurları yok değil, artık kahramanımızın acı üstüne acı çekmesi, fonda acıların çocuğu çalmasına rağmen hiçkimseye kin gütmemesi, hep kendini suçlaması aşırıya kaçınca biraz bayıyor. Çok ayrıntılı ve karışık konusunu nasıl anlatacağım bilemiyorum, deneyeceğiz artıkın.
Spoiler
Seyonna Ezzaria'ya halkıyla birlikte geri dönmüştür. Hala halkı arasında dış dünya ile münasebetleri neticesinde kirlendiği, geleneklere karşı geldiği kısacası iblislere açık olduğu için topluma tehlike teşkil ettiği düşüncesiyle kendisine şüpheyle yaklaşılır. Diğer yandan kraliçe ile evlenmiş olup çocuk beklemektedirler. Performansının ötesinde yanına verdikleri Fiona adlı Aiefe ile birlikte (Aifeler iblislerin ele geçirdiği kurbanların ruhuna boyutsal kapı açıp maddi bir şekilde ruhu şekillendiriyordu, hatırlarsak eğer) ruh kurtarma savaşlarına katılmaktadır. Aynı zamanda hocasının kızı Catrin ile birlikte genç wardenları, savaşçıları, yetiştirmektedir. Bir gün eve gittiğinde karısının hamile olmadığının farkına varır ve etrafındakiler hiç çocuk yokmuş gibi davranırlar. Bu da her bir kaç yüz Ezzarian doğumunda bir rastlanan doğuştan iblisin bebek ruhu ile kaynaştığı bir duruma işaret eder. Seyonne'den habersiz gelenekler icabı bebek kurda kuşa yem olsun diye ormana bırakılmıştır. Doğal olarak karısını suçlar ve ardından bir iblis çıkartma seansında ilginç bir şeye tanık olur. Karşısındaki iblis gayet insanidir ve sonradan adının Vyx olduğunu öğreneceğiz, çarpışmayı reddeder. Tersine gelecek başka bir felaket konusunda uyarıda bulunur. Seyonne iblisi öldürmeden vücudu terkedince katı gelenekçi Fiona onu komiteye şikayet eder. Ve tüm yetkilerinin elinden alındığı bir cealandırmaya tabi tutulur Seyonne, inzivaya çekilir ölmek üzereyken Fiona tarafından bulunur, Catrin tarafından iyileştirilir ve bebeğinin ölmediğini Manganar halkının keşişlerine verildiğini öğrenir. Binbir zorlukla keşişi bulur, çocuğunun güvende olduğu ama onunla kontak haline geçemeyeceği söylenir. Tabi Seyonne çocuğun iblis ruhu taşıdığını da söyleyemez. Yine umutsuzluk içindeyken Prense Zander tarafından çağrılır. Sorun şu ki Yvor Lukash önderliğinde bir grup isyan edip esirleri kurtarmak gibi iyiniyetli eylemlerde bulunuyor ama bu durum da prensin iktidarını sarsıyor. Halbuki uzun dönemde prens zaten iyilik için çalışıyor felan filan. Seyonne onlara karşı savaşmayacağı ama barış için görüşebileceklerini söylüyor ve bu çetenin yuvalandıkları vadiyi gözleme alıyor. Seyonne liderlerinin görüştüğü keşiş olduğunun farkına varıyor ve kamptaki pek çok savaşçı lider dahil görünüş olarak ezzarian fiziğine sahip. Prensle anlaşıyor, kendini gerçekten kırbaçlatıyor ve prens onu çetenin elemanları alsın ve içlerinde casus olsun diye bırakıyor. Gerçekten de grup onu alıp iyileştiriyor, bu arada baskınlarına felan alıyorlar. Güvenlerini kazanmaya başlıyor. Son baskın prensin değer verdiği atlara karşı oluyor, her ne kadar Seyonne karşı çıksa da. Yvor ya da Blaise aslında, büyüyle ongünlerce sürecek yolculukları birkaç saate indirebiliyor. Bu son saldırının tuzak olduğu farkına varılıyor. Seyonne Blaise'in hayatını kurtarıyor. Blaise uçan bir yaratık şekline giriyor. Kamplarına geri döndüklerinde Blaise çocuğunu evlatlık verdiği ablası ve topal kocasının çiftliğine götürüyor Seyonne'u. Dönüşte de kimliğini açıklıyor, aslında bu isyancı grubun çoğu Ezzarianlılar tarafından gizlice başkalarına verilen iblisli çocuklar. Büyü güçlerine sahip olarak şekil değiştirebilen bu kişiler bir süre sonra ya o yaratıkların şeklinde edebiyen kalıp kişiliklerini kaybediyorlar, dönüşüm yapmadıkları sürece de deliriyorlar. Ve Blaise vaktinin az kaldığını söylüyor. Tabi Seyonne kendi çocuğun düşünerek yardım edeceğini söylüyor. Bu arada bu kişilerin içinde iki ayrı ruh yok. Kendileri nasılsa öyle, tümleşik. Fakat kampta Seyonne'un prens tarafından kölelikten azat belgesi bulunuyor, foyası açığa çıkınca herkes onu terkediyor. Fiona yine bir yerlerden çıkıyor. Aslında kraliçenin onu Seyonne'un peşine takdığı çok daha sonraları anlaşılacak. Olanları öğrenince bütün öğretilerinin temeli sarsılan Fiona Seyonne'a Balthar'ı bulması gerektiği yönünde akıl veriyor. Balthar Ezzarian kölelerin büyü gücünü yok eden ve ölüme de sebep olabilen bir tekniği Derzhilere öğreterek kendi halkına ihanet bir Ezzariandır. İşin gerçeği bu adamın iki çocuğunun da iblisli doğduğunu ve ormanda ölüme terkedildiğini, tıpkı Seyonne gibi vahşi olmayan bir iblisle karşılaşan bir wardenla tanıştığı, aslında iblislerin öğretildiği gibi olmayabileceği yönünde halkını boşuna ikna etmeye çalıştığını ve sonunda intikam hırsıyla dolduğunu öğreniyoruz. İkili Derzhi başkentinde Balthar'ın yerini öğrenir ama prens bu sefer Seyonne'un kendisine ihanet ettiği düşüncesindedir. Neyse bir adada Balthar'ı bulurlar, hiç de bekledikleri gibi şeytani biri değildir. Bir tapınakta tahrip olmuş mozaiklerle ve ezzarianların yok ettiği kendi tarihleri ile uğraşmaktadır. Mozaiklerde mutlu bir şekilde ve şekil değiştirebilen bir halk resmedilmiştir. Bir süre sonra bir kapıdan geçerek başka bir boyuta geçtikleri ve Blaise gibi sorun yaşayanların düzelmiş şekilde döndükleri görülmektedir. Fakat Ezzarian büyükleri bir büyü yapar ve bu kapı kapanır. İstenmeyen sonuç olarak ise iblisler doğar. Bu arada günlerdir Seyonne rüyasında buzlu kıraç bir topraktaki şatoda renkli ışıklara boğulmuş saydam insansıların toplandıklarını ve kötü enerji saçan bir lider etrafında ordu oluşturduklarını görmektedir. Fiona'yı ikna eder, Balthar'ın vücudu vasıtasıyla iblislerin yaşadığı bu buzlu karlı bozkırlara varmak maksadıyla başka bir boyuta geçiş yapar. Bu esnada iblislerin de Ezzaria toplumu gibi üçe ayrıldığını öğrenirler: İnsanların ruhunu elegeçiren Gastai adlı avcılardır. İnşa edici Rudrailer ve en yüksek de insanlarla pek uğraşmayan güçlü nevailer vardır. Başkarakterimiz zifiri karanlık bir ortamda delirmiş Gastailer tarafından alıkonur ve aylar boyunca işkence görür. Bir davada yargılanırken Vallyne adlı nevai tarafından alınır ve iyi davranılır. Eşi Denas dünyaya varacak seferin başı olmak üzere çırpınan gaddar bir iblisdir. Seyonne'yi sevmez. Vyx ise Vallyne ile müttefiktir. Ayrıca Merryt adında yer yer Seyonne'ye yardım eden başka bir warden daha vardır orada. Bu iblislerin görünüşü her ne kadar fiziki insan görüntüsüne bürünseler de ışık tayfı gibi aslında güzel bir şey. Bu iblis diyarı kısmı biraz karışık. Çünkü kim iyi kim kötü belli değil, hep bir entrika düzenbazlık dönüyor. Kısaca mevzu şu: İblisler eski dünyalarını heykellerle ya da ruhsuz büyülerle taklit etmeye çalıştıkları bu şehirde bir gölge gibi yaşarlar. En alttaki iblisler dünyaya sızıp yaşam kırıntılarını üstlerine getirirler. Ve iblisler acınası bir şekilde hayatı hissetmeye çalıştıkları sefa alemleri düzenlerler. Her şeyin suçu ise kendilerini vücutlarından dünyalarından alıp götüren Ezarianlardır. Bir ordu şekinde dünyadaki bir kapıya varacaklar onu vücudunu gönüllü bir şekilde iblisle birleşmeye bırakacak bir ezzarian yardımıyla açacak, Kir Navarrin adını verdikleri dünyaya, boyuta gideceklerdir, ellerinden alınan hayata tekrar kavuşmak için. Bu esnada size bir efsane anlatayım, bir tanrı ölümlü bir kadını,Verdonne eş alır. Fakat bu eş herkes tarafından sevilir ve bir erkek çocuğu ,Valdis doğurur. Tanrı gerçekten delirir kıskançlıktan her Allahın günü Verdonne'ye eziyet eziyet üstüne. Oğlu büyür babasını yener ve bir kaleye hapseder, ismini de ondan alıp isimsiz bırakır tanrıyı. Sonra da annesini tanrıçalığa yükseltir. Kapiş? Ezzarianlar bu kaleden sızıntıyı keşfetmişler ve o boyutu tümden yasaklamışlar bir büyük büyüyle. O boyutta yer alan havuza da bu şekil değiştirme sorunu yüzünden gitmek zorundalardı. O özelliklerini de çekip çıkartırlar içinden. Normal insan olmaya çalışırlar yani bin yıl önce. Tüm tarihlerini de yok edip katı kurallar oluştururlar. Fakat bu büyücül yanları iblisleri doğurur, kendi vücutlarını terketmek zorunda kalan ve hayata aç ruhumsu bir şeyler. Neyse ne Seyonne Merryt'i kurtarır dünyaya yolar ve Ezzarialıları uyarmaya çalışır. Ama aslında Merryt'in ilk kitapta gördüğümüz iblis saldırısının arkasındaki beyin olduğunu, amacının mahpus deli tanrıyı uyandırıp kaosu getirmek oduğunu öğrenir. Vücudunu Denas'a verir ve kapıyı açmak için yola koyulur.Amacı hiç bir insana zarar gelmeden iblisleri Kir Navarran'a göndermek ve o karanlık kaleyi tamir etmeye çalışmak. Fakat Ezzarialılar iblisleri durdurmak için kapıya gelirler. Seyonne'u kapıyı açtıktan sonra ele geçirirler. Bu kısımlar muhteşem. Çünkü avcı av olmuştur, diğer warenlara zarar vermeden iblis olarak çarpışır bu sefer Seyonne. Bu arada kendini kaybetmeye yakın Blaise Fiona yardımıyla kapıdan geçer. Ve iblisler de gizli gizli geçmeye başlarlar. Merryt geçmeye çabalasa da geçemez, Seyonne'nin ruhuna girer oradaki genç wardenları rehin alıp öldürür ve en sonunda geberir. Ezzarialılar ise Seyonne gibi bir savaşçıyı kurtaramadıklarını düşünür. Dolayısıyla gelenek gereğince yaralı vücudu ölüme terkedilir. Hatta karısı olacak şerefsüzz, kraliçe gelir daha çabuk ölsün diye bıçaklar. Neyse Fiona, Balthar , artık iyileşmiş Blaise ve Prens Zander gelip onu kurtarır, iyileştirir. Bu arada diğer boyutta Vyx kendini feda ederek kaledeki sızmayı önler. Denasın ruhu ise Seyonne tarafından absorve edilmiştir. İlginç bir detay artık üçüncü ciltte aydınlanacağını tahmin ettiğim şey Seyonne'nin düşünde kale etrafında uçarken kaledeki mahpus adamı görmesi ve suretinin kendisi olması!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder