7,0/10
17 Ocak 2026 Cumartesi
Yann Tiersen - Le phare (1998)
Bu albümde biraz irkildim, zira maceracılık konusunda açık fikirliliğe sebep olan amatör yaklaşım bu albümle terk edilmiş, tabiri caiz ise piyasa ürünü kimliği belirgin hale gelmiş. Her şey hesaplı kitaplı gibi geliyor kulağa. Ve sözlü şarkılar hmm yeterince etkili değil desek, yeridir. Formalizm kaydı modern ama popüler klasik müzik çizgisine biraz daha yaklaştırmış. Ruhen Fransız duygusallığı debam etmekle birlikte yürünen yol sonbahar yapraklarıyla süslü olana dönüşmüş.
16 Ocak 2026 Cuma
Yeasayer - All Hour Cymbals (2007)
Bir zamanlar 2000'ler çok uzak değil, o günün pozitif vaybını da yansıtır şekilde saykedelik pop ve dream pofuduk pop hayli revaçtaydı. Yesayer'ın bu çıkış albümü de o günlerin rüzgarını arkasını almış. Farkı ise atmosferin daha tatlı-acı olması. Müzikalite ise garip, bir metalci için bile değişik bir enstrümantallik mevcut. Albümün başlangıcı daha tanışmaya yönelik. Dibine baktığımızda hippie rock gibi bir şeyler de ayırt edilebiliyor. Dinledikçe de şekerleniyor hani. 2080 daha baştan ilgi uyandırıyor ki çıkış teklisi olması rastlantı olmasa gerek. Wait For The Wintertime tam bir gruuvi rock çalışması. Genel olarak çok arada kaldım ama değerlendirmemi yukarıya taşıyamadım. Türün benzer örnekleri gibi eveleme geveleme çok parça içeriyor çünkü. Grup şu an yok. Bir süre sönümlenerek yollarına devam etmişler ve 2019 sonunda kalmamışlar. Yine de gökkubbede hoş bir sada bırakmışlar.
6,75/10
14 Ocak 2026 Çarşamba
Myrath - Tales of the Sands (2011)
Grubu ufak kitlelere duyuran bu çalışmayı her nedense diğer üç albümü de dinledikten sonra zayıf buldum. Demek ki grubun genel soundu tarihsel açıdan kendini tekrara düşüyor. Seslerini cılız ve bestelerini fazla oryantal buldum. Diğer albümleri de öyledir ama artık kulağıma batmaya başladı. Dinlemediğim için bilmiyorum progresif metal grubu Symphony X'e benzetildiğini okudum. Ben ise illaki Orphaned Land ve biraz da Kamelot izleğini duydum. Enerjisi iyi ama arabik hilelere bağışıklık kazandıkç
7,0+/10
13 Ocak 2026 Salı
Joel Ross - Nublues (2024)
50'li, 60'lı yılların caz ekolünü modernize ederek bugüne taşıyan bir çalışmadır. Joel Ross vibrafon çalıyor, piyano gibi ama büyük tuşlara çubukla vurulan hoş bir ses veren bir çalgıdır. Saksafon, piyano eşliğinde başarılı kompozisyonlar icra edilmiş. Uyum konusunda denecek bir şey yok. Her gün vibrafonun başat olduğu bir caz albümü de duymuyoruz. Ancak başrolü çoğu zaman saksafona kaptırıyor. Neden eski efsanelerin albümleri yerine bunu dinleyeyim sorusuna işte vibrafon, işte modern vakitlerin taze soluğu, enerjisi dışında pek ikna edici bir sav sunamıyorum. Bu da naturlich çok da döneceğim bir albüm olmamasına teşkil-i sebebiyettür.
6,50+/10
12 Ocak 2026 Pazartesi
Çağatay Anadol - Şu Bizim Sosyalist İşçi Partisi / Ali Taşyapan - Duvarın İki Yakası
Bir Barbar Aşısı (TSİP 1974-1990) alt başlığını taşıyan bu sol tarih/anı kitabını partinin üst yönetiminde bulunan Çağatay Anadol partinin birlikçi tutumunu eksene alacak şekilde inşa ediyor . Merkezi konumda üstlendiği rol icabı üst yönetimin görüşlerini dinlemek önemli, genelde yerel aktivistlerin anılarına dayanan külliyata aşinayız. Kapsam oldukça iyi ve yazarın arkadaşları da kendi tarihlerini de ekleyerek katkıda bulunmuş. TSİP'in kuruluşuna yol açan etkenlerden başlayarak SBP içine likidite ( Türkiye sosyalist hareketine varlığını armağan ettiği) olduğu dönem ayrıntısıyla eserde yer bulmuş. Ama idealizm damgasını vurmuş. Geriye yönelik olarak partinin birlikçi tutumu o kadar övülüyor ve buna karşı çıkanlar yeriliyor ki... darbe döneminde kapalı faaliyete kusursuz geçişi. Yine de bir siyasi partiyi tüm cepheleri ile aktarabilmek zor. Başta TÖB-DER olmak üzere dernek ve sendika faaliyetlerinin üzerinde pek durulumamış.
Ali Taşyapan yenilgi sonrası TKP/ML Koordinasyon Komitesi üyesinden siyasi hayatına devam ettiği TKP/ML Hareketi bünyesinde sempatizanlığa kadar düşüş hikayesini zehir gibi bir hafızanın ürün olarak oldukça nükteli ve rahat bir lisan ile aktarıyor. Bu açıklığı sadece siyasi yaşamını değil özel hayatında da sergiliyor. Ayrıca ayrıntılı şekilde birlikte mücadele ettiği kişileri anılarıyla kitaba misafir etmiş. Hacmine rağmen akıcı bir okuma sunuyor. Tanıklıklar ekseninde önemli bir belge olarak sol tarih külliyatında yerini buluyor.
Ali Taşyapan yenilgi sonrası TKP/ML Koordinasyon Komitesi üyesinden siyasi hayatına devam ettiği TKP/ML Hareketi bünyesinde sempatizanlığa kadar düşüş hikayesini zehir gibi bir hafızanın ürün olarak oldukça nükteli ve rahat bir lisan ile aktarıyor. Bu açıklığı sadece siyasi yaşamını değil özel hayatında da sergiliyor. Ayrıca ayrıntılı şekilde birlikte mücadele ettiği kişileri anılarıyla kitaba misafir etmiş. Hacmine rağmen akıcı bir okuma sunuyor. Tanıklıklar ekseninde önemli bir belge olarak sol tarih külliyatında yerini buluyor.
Etiketler:
ALİ TAŞYAPAN,
ÇAĞATAY ANADOL,
SOL,
TARİH
11 Ocak 2026 Pazar
Enslaved - Mardraum: Beyond the Within (2000)
Enslaved ile ilk black metal döneminde tanışmakla beraber 2010'lar itibariyle sevmeye başladım. Geçiş dönemini de yüzyıllar önce bir ucundan dinlemiştim ve ısınamamıştım, üzerinde de durmadım. Yani 2000 model albümlerine de pek ihtimam gösterdiğim söylenemez. Mardraum aslında bu dönemin ilk ürünü. Progresif ve teknik yanı derin ve dolayısıyla çok dinleme gerektiriyor aşinalık için. Prodüksiyon da ayrı bir engel. Çamursu kalitesi sesleri daha da bulamaca dönüştürüyor. Yine de kaydın gümbür gümbür açıldığını söylemek mümkün. Çubuk agresif tarafa bükülünce hoşuma gidiyor doğrusu. Sound'un black metal sonrası ve dahili ve lakin viking folklörünü terketmeden bir progresif metal ekseninde belerdiğini söylemek mümkün. Daha ilk albüm olması sebebiyle gayet başarılı olsa da bu birleşimin tam oturmadığını, aradan bir yerlerden, bir gruuvi rif olur, bir sıkıcı clean vokal harmonisi olur, kaçaklar yaşandığına tanık oluyoruz. İyi şarkılara gelirsek, başlangıcı övmüştük zaten, 4. sırada Ormgard ile yine bir silkileniyoruz, 7'nin kafası ve sesleri iyi. Sonlara doğru özellikle bestelerin düzleştiği gerçeği de mevcuttur. Gençliğimde, müzikal birikimimim sığ iken bu tür bir albümün yeterince hakkını verememiş olmamı gayet doğal karşılıyorum.
7,50-/10
9 Ocak 2026 Cuma
Altın Gün - Aşk (2023)
Altın Gün, önceki albümlerinde biraz deneysel daha doğrusu arayış içinde denemesel işlere imza atmıştı. Öylesini de seven çıkmıştı ama geneli düdak bürkmüştü. Bende ikinci taifedeydim. Bu albümle bir silkilenmişler, ilk hallerine dönmüşler, düğün dernek çiftetelli halay haydi ermeydane hey hey olmuş. Cerrone'ye taş çıkartacak euro disco düzenlemesi ya da Leylim Ley gibi bir destanın cıvıltılması gibi kantarın topuzunu kaçırdıkları anlar olsa da daha önce bahsetmiştim, daha klasik (daha ibaresi için parantez açıyorum, türkülerin otantik formuna elbet hala uzak) formata yakınlaşmalarını tercih ederim. Neyse elimize mendilleri aldırıyor mu, evet.
Grup dağıldı diye biliyordum konserine denk gelince geçen aylarda anladım ki kadın vokale ses veren arkadaş ayrılmış ki grubu Altın Gün yapan değerlerden biriydi eh şimdi ne olacak nasıl olacak bakmalı.
8,25/10
7 Ocak 2026 Çarşamba
Arooj Aftab - Vulture Prince (2021)
Ruh haliniz denk düştüğünde bu Pakistan folklöründen beslenen yalın, naif ve yavaş parçalar yoğun ve yorgun beyninize rahatlatıcı masajlar yapacak. İşte sadece o anlarda kıymetli olabilmesi zaten en büyük zayıflığı kaydın. Böyle bir kayıt, modernlik de uğramış çünkü, anca İngiltere gibi çok kültürlü bir coğrafyadan çıkabilirdi. Müzik sanatında çok kültürlülük hoş ürünler ortaya koyabiliyor. Misal yükselen bir İngiliz caz türü de var da konumuz bu değil ama. Bi gölgesi düşmüş amma.
7,0/10
6 Ocak 2026 Salı
R.F. Kuang - Haşhaş Savaşı II: Ejderha Cumhuriyeti
İkinci cilt Rin'in aşk ve nefret yaşadığı Nezha'nın çok katmanlı kişiliğiyle ilgili bir ipucu ile açılıyor. Eserin en başarılı olduğu yanlardan biri bu ilişki ve Nezha'nın çelişkili kişiliği olsa gerek. Başarısız yönü ise Çin alegorisinin banallaşması. Öyle ki tanrıları çıkarırsanız tarihi bir roman okuyorsunuz gibi hissediyorsunuz. Kötü kraliçeye karşı Ejder vilayeti başkanı ki Nezha'nın da babasıdır, cumhuriyet ilkeleri ile isyan edince Rin ve ekibi de onun emrine girer. Kötü kraliçenin Japonların Çin'in güneyini bir soykırım ile işgal etmelerine göz yumduğunu hatırlatmak isterim. Lakkin cumhuriyetçiler de batılılardan, yani tek tanrılı dinlerini yaymaya çalışan ve emperyal hedefler içeren Hesperia askeri yardımına bel bağlamıştır. Kraliçe asıl düşman, Japonları da fişekleyen hep onlar telkinini Rin kulak ardı eder. Hesperialıların şamanik güçlere düşmancıl davranışlarına rağmen. Çok çetin savaşlar olur. Kuzey ordusu deli bir tanrıyı salsa da Rin'in gayretleri ve Hesperia'nn son dakika yardımı ile darman duman olur. Fakat Rin'in şamanik arkadaşları idamdan kurtulamaz. Hesperia işbirliği azgındır. En yakın arkadaşı Kitay ile kaçakçılar kraliçesine sığınarak Rin, bitmek bilmez intikam yeminlerinden birini eder.
2 Ocak 2026 Cuma
King Crimson - Lizard (1970)
Yeni yıla bu albümle girmek umarım senemi daha karmaşık hale getirmez. Değişik bir albüm bu, progresif rock tanımının rock kısmı biraz zayıf kalıyor, progresif kısmı ise değişik. Teyatral ve grotesk bir şov havasında. Yalnız bugünün temposuna göre yavaş ve notalar aralıklı, boşluklu. En iyisi x1,25 ile dinlenmeli sanki. Tabiki öyle bir şey yapmayacağız. Kısacası alıştığınız dalga boyunu değiştirmeniz ve harmonize olmanız gerekli bu albüme. Sound olarak synth zaten yoğun, akustik gitar, saksafon, flüt yani egzotik tatlar devreye giriyor. Eksisi ise bazen bu seslerin absürtleşmesi. Eğri de oturmayalım, yalan da konuşmayalım. Albümün lokomotifi alt bölümlere de ayrılmış Lizard isimli epik demeyelim de ne diyelim bilemediğim uzun konsept şarkı. Folklorik, tatlı ve duygusal karakteri güçlü. New age/caz destekli bir Ortaçağ hikayesi olsa gerek.
7,25/10
31 Aralık 2025 Çarşamba
Philip Glass - Philip Glass Solo (2024)
Minimalist modern klasik müzik ara ara beni çıldırtıyor. Güzel bir ezgiyi buluyorsun, bu örnekte çok güzel tınlayan bir piyanoda, kısa süreli looplarla , işte perde değiştirip alttan üstten tekrarlıyorsun bir kaç yüz kez kadar, nakaratımsı yerlerde de arada dokunuşlarla varyasyon yapıyorsun. Ben ki, bir kaçı hariç, Yüzüklerin Efendisi misal, bir filmi iki kez izlemeye bile katlanamıyorum, bu güzel dinleti nasıl kabusa dönüşüyor anlatamam. Mad Rush ismi üzerinde kaygılarımı artırıcı bir etkide bulunuyor örneğin. Bunu işitsel olarak bu kadar naif minimal dokunuşlarla yapabilmesi bir mucize.
6,50+/10
30 Aralık 2025 Salı
Dragon Quest XI - Rayman Origins
Halis muhlis japon RPG'si. Kendi ülkesinde o kadar seviliyormuş ki özellikle öğrenciler arasında o kadar da seviliyormuş. Oyunun temeli sanırım playstation. Ara yüzler, kontroller biraz garip ve nostaljik olsun diye PC versiyonunda da menü seçimleri vesaire arkaik tutulmuş. Ayrıca oyunu tümüyle 2 boyutlu renkli haritamsı modda oynama imkanı da bulunuyor. Çocukluktan yine seçilmiş bir kişi olaraktan doğuyorsunuz. İyiliğin timsali, beklenen mesih diye literatürde geçseniz de krallar, şövalyeler gibi bilimum egemenler sizi kötülüğün vücut bulmuş hali diye suçlayınca kaçak hayatına düşüyorsunuz. Size inanan bir arkadaş grubu oluşturuyorsunuz. Grafikler çok güçlü, bana memleketlisi Dragon's Dogma'yı hatırlattı. Lakin o kadar pürüzsüzleştirmişler, basitleştirmişler ve şirinleştirmişler ki potansiyel heba olmuş. Grotesk düşmanlar ki harita hiç boş durmuyor, tekrar tekrar üretiyor, çok şirinler. Düşman demişken savaşlar sıra tabanlı ve yavaş. Şans faktörü önemli. Oyunun güçlü olduğu bir alan değil. Kırda çayırda kamp ateşinde kendi silahınızı zırhınızı yapabiliyorsunuz. Güçlü olan tarafı hikayesi ve bir şekilde oynamayı bıraktırmayan sihirli bir tarafı olması. Zaten çok sık olan uzun videoların özellikle kıyametin kopması ardından dayanılamayacak bir hale gelmesi ve savaşmanın, kazanmanın, kaybetmenin bir noktadan sonra önemini yitirip figürandan hallice bir karaktere dönmemiz sinir bozucu ve oyunun son düzlüğünde (belki %70-80'i bitmişken) bırakmamın da yegane sebebi.
Rayman Origins bugün belki de unutulmaya yüz tutsa da eskilerin ünlü platform oyunlarından, herhalde sanırsam galiba. Origins dediğine göre eskiye yönelik bir iddiası da olsa gerek de ben göremedim. Grafikler dikkat çekiyor, evet. Ama çok renkli ve kaotik geldi benim gözüme. Neyse ki oynaması çok zor değil. Ben pek beceremem de. Hareketlere felan kolayca alışabiliyorsunuz. Az çok eğlenceli de. Lakkin diğer platform oyunlarında olduğu gibi bir yere gidiyor gidiyor ama gitmiyorsunuz. Bazı alanları açmak için de gizli kapıları bulmanız ve bir kaç hüner göstermeniz gerekli. Uzun süre oynamak zor, sıkıntırıcılık belası kapınızı bulabilir.
Rayman Origins bugün belki de unutulmaya yüz tutsa da eskilerin ünlü platform oyunlarından, herhalde sanırsam galiba. Origins dediğine göre eskiye yönelik bir iddiası da olsa gerek de ben göremedim. Grafikler dikkat çekiyor, evet. Ama çok renkli ve kaotik geldi benim gözüme. Neyse ki oynaması çok zor değil. Ben pek beceremem de. Hareketlere felan kolayca alışabiliyorsunuz. Az çok eğlenceli de. Lakkin diğer platform oyunlarında olduğu gibi bir yere gidiyor gidiyor ama gitmiyorsunuz. Bazı alanları açmak için de gizli kapıları bulmanız ve bir kaç hüner göstermeniz gerekli. Uzun süre oynamak zor, sıkıntırıcılık belası kapınızı bulabilir.
KOAN Sound - Evocation (2024, EP)
Okumuş çocuklar belli ama modern klasik musiki diye sınıflandırmak zorlama değil mi? Sound elektronik ve hatta renk olarak açık ferah bir aleladelikte. Misal ilk parça trance ve drum'n bass arasında sallanıyor. Emprevizyon açısından ise çağdaş ve entel bir kaygı var, evet. Özellikle son parça ayrı bir yerde duruyor. Diğer mevcut yanı ise eklektik bir yön sergilemesi. 2. parçada fransız akordeyon taklidi bir ses veriyorlar misal. Trance, drum ilen bas dedik, glitch de var. Sonuçta biraz abartılmış bir tepkiyle karşılandığı belli oluyor. Şey desek, progresif elektonik zamazingo.
6,25+/10
29 Aralık 2025 Pazartesi
Converge - No Heroes (2006)
Şu türlerin adlandırılması benim için muamma. Albümleri türlerine ayırmak da muhammara. Metalkor, mathkor hatta sludge felan deyolar Converge'in bu kaydı için. Bence hardkor sapına kadar, daha ne ola ki. Karışık, karman çorman bir hardkor. Diğer albümlerine göre kıyasla biraz zayıf bulunmuş ki hak vermemek mümkün değil. Çılgın ve hatta biraz da kontrolden çıkmış bir öfke nöbeti imliyor albümü. Kaydın ortalarına doğru 6-7 ve hayli melodik 8 ile zirveyi görüyoruz. 12 ile yine bir kıpraşıyoruz. Sağlamdır zannımca.
7,75/10
27 Aralık 2025 Cumartesi
Agalloch - Of Stone, Wind, and Pillor (2001, EP)
5 parçadan oluşan bu kısa albümün negatif tarafı türker arası farklılığın baş döndürücü bir şekilde sunulması olsa gerek. Başlangıcı haydi melodik bir black metal ile atmosferik bir şekilde yapıyoruz. Rifler şokomelli belirgin bir tarzda. Kayda da ismini veriyor parça. Sonrasında 2,5 dakikalık piyanolu atmosferik fantastik folklorik bir geçiş parçası yer alıyor. Mortiis kafasını uzatacak bir yerlerden sanki. Sonrasındaki parçada süre 1 dakika daha uzuyor. Sound daha basitleşiyor ve akustik gitar tınıları ile baş başa kalıyoruz. Kar başlıyor, rüzgarın sesi camı titretiyor, belki bir şömine ateşi ya da demir soba, kuzina, yanan dalların çıtırtısı. Böyle bir huzur. Kneel the Cross çok güzel, Dead Can Dance kopyası gibi duran bir neofolk, martial parça. Sol Invictus namlı bir gruba aitmiş orijinalinde. Aslını bilmem, bu versiyon bu haliyle hayli şık. Son parça da aynı hatta ilerliyor, isminde Yeats şiir okuması olduğunu söylese de bariz bir tarçınlı neofolk melodili vokal performansı da içermekte. Bir yere de gitmiyor parça. Sonuçta gruplar kısa albümlerde farklı şeyler deneyebiliyor, komşu türlere misafir olabiliyor. Bu da böyle enteresanlıkta, doyurmasa da bir öğünü geçiştiriyoruz.
7,50+/10
Kaydol:
Yorumlar (Atom)