SARCOFAGO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SARCOFAGO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2026 Pazartesi

Kayhan Kalhor & Erdal Erzincan - The Wind (2006) & Bosphorus Metal Fest 2026

 Albüm kapağı nostaljik bir şehir vibe'ını iliklerinize kadar hissettirse de sizi variriri nağmesiyle bağlama karşılıyor. Bu işbirliğinde bağlama Erdal Erzincan, kemençe İranlı Kayhan Kalhor tarafından icra ediliyor. ECM plak şirketinden albüm çıkarmak kolay iş değil. Caz başta olmak üzere belirli bir standardı yakalaması lazım. Doğaçlama çalınan parçalar olduğu iddia edilmekle beraber, aşina olduğumuz ezgiler bestelerde kendini gösteriyor. İç kıyan ve biraz da pastorallikten kurtulamamış atmosfer, beklenti ile tezat içinde. En azından ben global piyasaya hitap eden böyle bir çalışmada deneysellik sergilenmesini beklemiştim. Hiç yok. Tabi ustalığa bir şey diyecek halimiz yok. Hissiyatımızla konuşuyoruz.

6,50/10

Sanallık icat oldu, kimsenin ağzı torba değil ki büzesin. Yegane metal festivalimiz için biraz da haddi aşan eleştiriler getiriliyor. Öncelikle helal olsun, belki de ilerideki yıllarda hiç olmayacak bir deneyime bize dahil ettikleri için. Daha çok yasaklı günler bizi bekler neticede. Yoksa nerede göreceğiz bu grupları, herkesin tuzu kuru değil ki Avrupa'yı gezelim festivaller için. Bir de tuvaleti temiz, orman havasında bir ortam sunmuşlar, toz toprak içinde değil, az çok yeme içme var, istersen girmeden ye, migrosa uğra iç, mekana öyle gir. Eleştiri elbette olacak ki gelişme olsun. İyi niyetle, yalnız. Misal ekstrem kimliğini bırakamıyorlar değil old school tavırda ısrar olduğu anlaşılıyor. Power/heavy metali geçtim modern türlerle de alakaları yok. Bu da ister istemez kitle katılımını etkiliyor. Geçen seneye göre özellikle pazar günü katılım güçlü olsa da hala yetersiz. Rus (veya Ukrayna bilemeyeceğim, tıpkı neden savaştıklarını anlamadığım gibi, misal biz Azerilerle savaşıyoruz gibisine, egemenler isterse demekki kardeş kardeşi vurur) arkadaşlar bayağı sponsor olsa da yeterince aktif değiller gibiydi. Neyse esnaf kazansın. Ortadoğu'dan, Mısırlı, İranlı grup vardı geçen senelerde. Sanki gözüm tek tek birilerini gördü ama inşallah iyilerdir. Ses ülke koşullarına göre gayet iyiydi. Bazen basların, baterinin cozurtması dışında sorun yoktu. Headliner grupları ise soundcheck ile çok uğraştılar, çok iyi ses verdiler ama geciktiler. Metroya yetişeceğim diye bıraktım yani. Bu da bence en büyük sorun: varmış gibi duran ama aslında var olmayan servis sorunsalı. Herkes taksiye binmek zorunda değil yani ki yakına gitmiyor diyorlar bir de. Headlinerlara ek süre vermek ve konseri erken bitirmek lazım. Gündüz yerli seslere daha fazla şans tanımak lazım. 

İlk gün çok da niyetim olmamasına rağmen Fleshless'ı yarısında yakaladım. Vokal etkileyici, kurabiye canavarı, domuz ciyaklaması ve çığlık performanları sergiledi. Yani grind'e kayan bir death yapıyorlar. Daha iki dakikamız var hadi 3 şarkı çalalım diyip tatlış bir espirik ile sahnelerini tamamladılar. Kadın vokalli senfonik gotik metal türüne pek hayranlığım yok. Ama iyisini de severek dinlerim. Eleine böyle bir grup. Beni sardığını pek söyleyemeyeceğim. Tür içinde de ilk akla gelen gruplardan değiller zaten. Sonrasında Kampfar merak ettiğim gruplardan biriydi. Viking yanları canlı performansta sanki daha yoğundu. Etkileyiciydiler, sevdik. Diyaloğa girecek kadar Türkçe'ye hakim vokalin sempatikliği ile seyirciyi yakalayan Exumer setlisti dengesiz bir seyir izledi. Vokal rengi biraz zorlasa da ilk albümü dinlemeyi kendime not ettim. Belli ki o dönemler zengin bir işe imza atmışlar. Bu sene zaten thrash damgasını vurdu festivale ve thrash metale aç seyirci de doydu bayağı. Moonspell'de önlere kaykıldım, çok severim. Eski şarkılardan da bayağı çaldılar ama seyirci ile artık bağı gittikçe kopmaya başlamış. Hem seste bir gariplik vardı hem de performansta garip bir tutukluk. Fullmoon Madness çalacağız diyor, seyircide tepki yok, aloo diyor Fullmoon Madness yafu! Zamanın ruhu ile yarışamayan gruplardan maalesef ki Paradise Lost da öyledir, çok severim. I am Morbid yani Morbid Angel çok çok geç başladı. Sırt ağrım soğukla kombine olunca 2 şarkı sonra kaçıverdim. Bir iki efsane şarkı dışında çok beğendiğim gruplardan biri değildir de.

Pazar açılışı Terrorizer ile yaptım. Türü için ne derseniz deyin bence hardkor rüzgarı estirdiler. Mesela niye olmaz de mi, punk felan hatta. Gençler coştular amma internette izlediğim konser kayıtlarında sanki daha iyiydiler. Sonunu getirdim desem yalan olur ama onların da ilk albümlerini bir yere not etmek lazım. Geçen sene de Suicidal Angels'ı not almıştım da yalan oldu. Yine bir öncü grup Sarcofago başta bir yabancı geldi seyirciye. Önde çalışıp gelmiş arkadaşlar olmakla birlikte kısa sürede thrash riffleri katılımı güçlendirdi. Beni şaşırtan Tankard oldu. Bayağı seveni varmış. Halbuki B sınıfı bir thrash metal grubu olarak bilinir. Hemen akla gelmezler kabul edin yani. Sempatik ve eğlenceliydiler. Coşanı boldu. Ve burada bulunma sebebplerimden biri Kataklysm arzı endam eyler. Geçen seneki Hypocrisy (ezbere yazamadım yahu) vakası kendini tekrarladı. En büyük circle piti gördük. Boyunlar çürüdü. En iyisi bu ikisi birlikte gelsinler bir daha. Satyricon da geç çıksa da en azından yarım saat kadar dinleyebildim. Gönül ister ki daha çok izleyek ki onlar için de ordaydım. Onların da setlisti biraz değişikti. Olduğu haliyle çok profesyonel, cilalı ve kuul bir seyirlikti. Seyirci katılımı ister istemez az olsa da bu demek değil ki keyif alınmadı. Genel olarak gruplar sahnede çok sağlam duruyordu, pek amatör görüntü vermediler. Ancak itiraf etmeliyim gelecek sene için açıkladıkları isimler en azından bana pek ümit vermedi. Yine de ölüm kaza bir şey olmadığı sürece oradayız, para verip bilet alacağız.

11 Eylül 2026 Cuma

Sarcófago - The Laws of Scourge (1991)

 Hayvansı anarşik gönül biraz uslanmış mı ne? Hala ara ara black metal motifleri sergilense de thrash metal hani biraz da teknik yanıyla daha öne çıkıyor. Vokal ise arada death de hatırlatsa daha bağırgan tarzda. Görüyoruz ki albüm kapakları yine bir etkilemiş bizleri. Diğer kayıtlarındaki o amansız atak yerine bu hesaplı kitaplı işler hatta keyboard dahi içeriyor, biraz garip geliyor kulağa. Yine de sıkı bestelere imza attıklarını söylemek mümkün. Sadece biraz thrash yorgunluğu diyelim..

7,0/10

23 Ağustos 2026 Pazar

Sarcófago - Rotting (1989)

 Black thrash atağı daha temiz bir sound ile ve daha derli toplu akılda fikirde birlik halinde devam ediyor. Vokal en azından eski seviyesindeki kadar itici değil. Tarz benzer, burada da doomy diyebileceğimiz ağır tempolu şarkılar bulunuyor. Bazen iyi, bazen vasat. Aslında thrash üst başlığı atlında çok fazla alt türlere dokunuyorlar, bu da dağınıklık yaratıyor. Zorlasalar da bağlamdan kopmadıklarını duyabiliyoruz. Her şeyi kıyasla daha iyi dedik ama ilk albümün sarsıcı bir şok etkisi, yaramaz, elle ttutulamaz asi isyankar bir tarafı vardı. Burada tam da işte o azalmış.

7,0/10


2 Ağustos 2026 Pazar

Sarcófago - I.N.R.I. (1987)

 Yıl 1987! Brezilya'dan thrash metal taban üzerinden yükselip ilk black metal hücum dalgasına olabildiğince agresif bir katılım. Tekrar etmek gerekirse yıl 1987. O zamanlar adlandırmalara kafayı taktıklarını düşünmüyorum. Oldukça amatör ve bu sayede özellikli bu ruhu death/thrash bir vokal çağırıyor. Orijinalliği sorgulamamak lazım, Bathory, Sodom, Kreator da ilk vakitler böyleydi. Ama bunlar Brezilya'dan. Albümde Nightmare, The Last Slaughter gibi bazı parçalar öne çıkıyor. Ama bu kayda parça bazlı yaklaşmak hatalı olacaktır. Kirli, iğrenç, toplumsal değerlere saygısız, tükaka bir deneyime bütüncül bakmak lazım.

7,75/10