2 Nisan 2026 Perşembe

The Decameron - Fleabag - Vinland Saga sezon 2 - The Expanse sezon 5

 Son yıllarda izlediğim sağlam dizilerden Decameron ortaçağa Avrupası veba salgını  dönemi gerçek bir metne dayanıyor ki, bir yönüyle güçlü yanlarını bu esere borçlu. Yalnız günümüz liberal ideologyadan da muzdarip olsa dahi çoluk çocuk ile izlemeyecekseniz sorun yok. Aslında şekilciliğin ötesinde sevgi, bağlılık gibi bugünün ölçütlerinde birilerine bayat gelen kavramları irdeliyor ve bunu da hayli matrak bir yolla yapıyor. Sadece senaryo değil bazı oyunculuklar da göz dolduruyor. Tabi dekor ve tarihi temsil de öyle.


Diğer güçlü yapımlardan biri de pire torbası diye çevrilebilecek Fleabag. Az bölümden oluşan iki sezonluk komedi, absürt bir dramaya da sahip. Hayli enteresan bir çekiciliğe sahip hayata koyvermiş ablamız aslında ciddi arıza biri. Bir sekse düşkünlük durumları var sanırım. Bundan kelli işlettiği kafenin ortağı best arkadaşının sevgilisini ayartır ve arkadaşının intiharına neden olur. Dizi bunu parça parça gösteriyor zira tam bir travmalık durumdur bu. En az kendisi kadar egzantrik kızkardeşi, babası, üvey anası, eniştesi ile güreşe güreşe normalleşmenin hikayesidir bu. Kızın bir papaza aşık olması ile de  dallanan budaklanan dizi elbette son dönem yapıtlar gibi kameraya bakışlarla süslenerek çekilmiş. Fark ise kameraya bakan ve bizimle konuşan tek kişinin başrol olması.


Şık anime dizilerden Vinland Saga'nın ikinci sezonu ilki kadar etkileyici olmasa bile, bunu en çok Askelad'ın hayaletini gördüğümüzde anlıyoruz, hayli iyi. Bir yandan köle olarak satılan Thorfin'in büyümesini, uysallaşmasını, pasifizmi benimsemesini izliyoruz diğer yandan efemine prensin Tanrı'ya isyan edip entrikalar ağı örerek Danimarka-İngiltere ortak tahtına geçmesini. Kısacası bu iki karakter aracılığıyla büyüme, olgunlaşma ve değişme mefhumlarını merkeze alıyor dizi. Vinland yani Amerika kıtasına yani ütopyaya yapılan yolculukla yeni bir sezona kapı aralayarak sona eriyor. Diziye başlayanlar el-mahkum bu sezonu da izleyecekleri için başka bir şey eklemiyorum.


Bir uzay operası izlemeyi canım çektiği için geri döndüğüm Enginlik serisi, beklediğim gibi susuzluğumu gideremedi ve ne zamandır listemde bekleyen iki Dune filmine yönlendirdi beni. Bu sezon kuşaklıların isyanına bakıyoruz daha çok ve onların dünyaya gönderdiği göktaşlarıyla yaptıkları soykırım derecesine varan saldırılara. Mağdurların şiddeti, her yol mübahtır pratiği terörizmin en kötü versiyonuna varabiliyor. Daha önce dediğim gibi hiç bir karaktere, dünya başkanı Avasela hanım hariç olabilir, ısınamadığım değişik (bunaltıcı demenin zararsız bir versiyonu) bir dizi. İlginçtir çok da güçlü bir hayran kitlesi varmış ki yoğun baskılarıyla bir kaç sezon daha devam etmiş. Ne diyeyim, yoklukta gider?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder